Öyle değil mi?

Öyle değil mi?

*İrfan ERDOĞAN...
[email protected]

Son bir kaç yıldır televizyonlarda doğru dürüst aklı başında programlar olmadığı için inanın televizyon izlemiyorum, bugün nasıl olduysa içimden televizyon seyretmek geldi. Sanırım yeni yıl dolayısıyla bu istek depreşti. Onun için televizyonun karşısına geçip önce akşam haberlerinde Türkiye'deki durumları izlemeye başladım. Dikkatimi çekti, baktım Televizyon muhabirleri büyük bir şevk ve heyecanla mikrofonlarını vatandaşa uzatıp yeni yıl ile ilgili gelişmeleri öğrenmek istiyorlar ama vatandaşta neredeyse çıt yok. Böyle olunca da muhabirlerin ilk başlardaki o şevk ve heyecanlarının yerini asık bir surata bıraktı...

Muhabirlerin ve sokaktaki vatandaşların suratları nasıl asılmasın ki, ülke perişan ve açlıkla karşı karşıya. Onlarca yüzlerce fabrika günlerdir, haftalardır, aylardır hatta yıllardır grevdeler. Burada çalışan işçi ve emekçilerin bu süre içinde evlerine tek kuruş ve tek lokma yiyecek girmemiş. Nasıl keyifli olsunlar muhabirlerin mikrofonlarına ne desinler. Haliyle suratları asık olur, konuşacakları birşeyleri de olmaz...

Bu sadece memlekete özgü bir durum değildir. Yaşadığımız Avrupa ülkelerinde de durum pek parlak değil. Mesela yılbaşı gecesi yaşadığımız şehirde yirmili yaşlarda iki genç yılbaşı eğlencesi için kendi yaptıkları patlayıcıların ellerinden patlaması sonucu hayatlarını kaybettiler...

Niye?

Eğlenmek için patlatacakları havai fişeklere verecek paraları olmadığı için. İşte çürümüş olan bu kapitalist sistemin her yerde girdiği kılığı aynı. Bu sistemde insanın beş kuruşluk bir değeri yoktur. Tek derdi ceplerini ve kasalarını doldurmaktır. Öyle de olunca insanlar heder olup gideceklerdir.

O çocukların ailelerinin güzel bir yaşamları olsaydı eğer,o cocuklar kendilerini ölüme götüren o patlayıcıları yapmaya kalkmayacaklardı ve hayatlarından da olmayacaklardı. Ailelerinde olmayınca eğlenmeleri haliyle hayatlarına mal oldu...

Bu,yukarıda bahsettiğim trajik olay sadece bir örnek, burada da işçi ve emekçilerin içinde bulundukları zorlu yaşam koşullarını ve bunun nelere mal olduklarını bir bir yazacak olsam inanın romanlara sığmaz. Onun için size bu örneği vermekle yetineyim şimdilik...

Tüm bu anlattıklarım ve yazdıklarımdan şöyle bir sonuç çıkıyor. Dünyanın neresinde olursak olalım, bu çürümüş, kokuşmuş para ve rant sistemine karşı mücadele edelim. Mücadele etmekten geri durmayalım. Elbette istediğimizi hemen elde edemeyiz ancak bizden sonraki kuşaklara onurlu, şerefli,tertemiz, pırıl pırıl bir mücadele geleneği bırakırız. Öyle değil mi?

Herşeye rağmen güzel bir yılınız olsun…

*İşçi yazar…

* Bu bir editöryal haberdir.

Önceki Haber Ömür boyu okunacak kitap...!
Benzer Haberler
Rastgele Oku