Türkiye’de Artık Hukuk Diye Bir Şey Yoktur.Ve Bunun En Büyük Sorumlularından Biri Kemal Kılıçdaroğlu’dur...

Türkiye’de Artık Hukuk Diye Bir Şey Yoktur.Ve Bunun En Büyük Sorumlularından Biri Kemal Kılıçdaroğlu’dur...

Birol KESKİN yazdı...
[email protected]

Anayasa fiilen askıya alınmıştır. Yargı, bağımsızlığını yitirmiş, tamamen siyasetin emir eri haline getirilmiştir. Mahkemeler adalet dağıtan kurumlar değil; iktidarın ve düzen siyasetinin ihtiyaçlarına göre anında pozisyon alan siyasi operasyon merkezlerine dönüşmüştür...

Bugün “mutlak butlan” adı altında CHP’ye yapılan müdahale bunun en çarpıcı örneğidir. Halkın ve delegelerin iradesiyle oluşmuş bir yönetim, tek bir mahkeme kararıyla tasfiye edilmiş, yerine yıllardır kaybetmeyi “siyaset” haline getiren eski düzen yeniden dayatılmıştır...

Ancak bu noktada gerçeklerin daha acımasızca söylenmesi gerekir:

Kemal Kılıçdaroğlu ve onun CHP’de kurduğu siyaset anlayışı, Türkiye’nin bugün içine sürüklendiği çürümenin başlıca sorumlularından biridir. Sadece etkisiz bir muhalefet değil, aynı zamanda rejimin eklembacaklısı olmuştur...

AKP ülkeyi adım adım otoriterliğe sürüklerken, Kılıçdaroğlu’nun CHP’si topluma gerçek bir mücadele hattı sunamamıştır. Başkanlık rejimi inşa edilirken etkili bir direniş örgütlenmemiş, “hayır” kampanyası bile sönük ve örgütsüz yürütülmüştür. Sürekli “normalleşme”, “helalleşme”, “sakin siyaset”, “kutuplaştırmayalım” söylemleriyle toplum pasifize edilmiş, halkın haklı öfkesi sokaklardan alınıp evlere kapatılmıştır...

Daha da ağırı: Kılıçdaroğlu’nun bu tavrı sadece pasif kalmakla sınırlı değildir. Gezi’de “sakin ol” çağrısı yapmış, 15 Temmuz sonrası AKP’nin “demokrasi nöbetlerine” katılmış, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçiş referandumunda “evet” çıkması halinde “istikrar” vurgusu yapmıştır. Yani rejime rağmen değil, rejim sayesinde ayakta kalmıştır. CHP, onun döneminde muhalefet olmaktan çıkmış, iktidarın yedek parçasına dönüşmüştür...

Sonuç ne olmuştur?

· Erdoğan rejimi kurumsallaşmıştır.
· Hukuk tamamen yok edilmiştir.
· Üniversiteler susturulmuştur.
· Gençlik ülkesinden umudunu kesmiştir.
· Yoksulluk milyonların kaderi haline getirilmiştir...

Ve bugün gelinen noktada “mutlak butlan” kararı aslında bir sürpriz değil, Kılıçdaroğlu’nun siyasi mirasının doğal sonucudur. Yıllarca parti içi demokrasiyi kurmayan, tüm mekanizmaları kendi etrafında ördüğü bürokratik bir refleksle yöneten, hukuk mücadelesi yerine “kurumlara saygı” söylemini merkeze koyan bir genel başkanın inşa ettiği yapı, otoriter rejimin yargı aygıtı tarafından bir gecede tarumar edilmiştir. CHP’nin başına bugün gelen şey, kendi teslimiyetçi siyaset anlayışının sonucudur...

Şimdi aynı siyasi anlayış, yargı eliyle yeniden CHP’nin başına taşınmaya çalışılıyor. Ve ne yazık ki hâlâ parti içinde bunu açıkça eleştirmeye cesaret edemeyen, hatta bu operasyona zemin hazırlayanlarla aynı çizgide sessizce bekleyen büyük bir korku hâkimdir...

Artık kimse bu topluma “hukuk işliyor”, “demokrasi var”, “kurumlar çalışıyor” masalı anlatmasın. Türkiye’de hukuksal zemin tamamen çökmüştür. Bugün güç kimdeyse kararları o vermektedir. Anayasa Mahkemesi’nin kararları tanınmamakta, AİHM ihlalleri görmezden gelinmekte, savcılar siyasi talimatla hareket etmektedir...

Ancak asıl trajedi şudur:

Türkiye yalnızca iktidarın baskısıyla değil, yıllardır kontrollü, teslimiyetçi ve etkisiz muhalefet anlayışıyla da bu noktaya sürüklenmiştir. Kılıçdaroğlu ve benzeri siyaset anlayışı, halkın direnme refleksini sistematik olarak köreltmiş, toplumu pasifize etmiş ve rejimin kurumsallaşmasına doğrudan hizmet etmiştir...

Artık mesele bir parti meselesi değildir. Mesele sadece Cumhuriyetin tasfiyesi meselesi de değildir. Mesele, bu coğrafyada halkın kendi kaderini tayin etme kapasitesinin sistematik olarak çalınmasıdır. Ve bu çalınma sürecinde işbirlikçi muhalefet, rejimin en büyük sigortası olmuştur...

Ya gerçek bir direniş hattı kurulacaktır – ki bu önce Kılıçdaroğlu mirasının tasfiyesinden geçer – ya da önümüzdeki yıllarda “Türkiye’de hukuk yoktur” cümlesini kimse kurmaya bile gerek duymayacaktır. Çünkü o zaman artık sadece hukuk değil, umudun kendisi de yok olmuş olacaktır...

* Bu bir editöryal haberdir.

Önceki Haber Kendi Enkazına Yürümek...
Benzer Haberler