2026 1 Mayıs’ı önümüzdeki dönemin emek-sermaye hesaplaşması günlerinin nasıl yaşanıp sonuçlanacağı açısından tayin edici etkileri olacak bir gündür...
*İskender BAYHAN...
Bu yıl, işçi sınıfının Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü 1 Mayıs’ın tarih sahnesine çıkışının 139. yılı. İlan edildiğinden bu yana din, dil, milliyet farkı gözetilmeksizin bütün dünyada ortak olarak kutlanan ve hem bayram hem mücadele günü olarak kabul edilen tek gündür 1 Mayıs. Şimdi çeşitli milliyet ve inançlardan bütün dünya işçi sınıfı, bir kez daha 1 Mayıs’ı on milyonların katılımıyla kutlamaya hazırlanıyor...
Evet, 1 Mayıs işçi sınıfının uluslararası günüdür. Maddi temeli, bilinci ve ruhu enternasyonaldir. Ama her ülkenin işçileri hem kendi çalışma ve yaşam koşullarına dair en acil taleplerini kuşanarak çıkar 1 Mayıs meydanlarına, hem de sömürülen ve ezilen bütün toplum kesimlerini etrafında birleştirir...
Bütün inançlardan ve milliyetlerden Türkiye işçi sınıfı ile sömürülen-ezilen emekçi müttefikleri de son yılların en ağır çalışma ve yaşam koşullarıyla karşılıyor bu 1 Mayıs’ı...
Ravive Kozmetik’ten dev tekellere kölelik düzeni
Geçtiğimiz yıl 8 Kasım’da Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde bulunan Ravive Kozmetik’te bir işçi katliamı yaşandı. Bu katliamın gözler önüne serdiği gerçekler; sermaye sistemi ve Saray rejiminin bütün üretim alanlarına, dolayısıyla işçilerin yaşamına egemen kılmak istediği sömürü düzeninin, küçük bir fabrikada vücut bulmuş haliydi...
Mevcut yasalarda bile kaçak kabul edilen bir binada, kaçak olarak faaliyet gösteren bir iş yerinde o gün çalışan 3’ü kadın, 3’ü ise kız çocuğu toplamda 7 işçi yanarak can verdi. Sigortasız çalışıyorlardı, ücretleri zamanında ödenmiyordu, çalışma süreleri ile saatleri esnek ve belirsizdi, fazla mesai ücretlerini alamıyorlardı, işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından en asgari kurallar bile geçerli değildi. Bırakalım sendikalı olmayı, CİMER’e yapılan şikayetler bile “Adresi bulamadık” diye yanıtlanıyordu. Dahası bu iş yerine yapışık nizamda bulunan bina, devletin güvenli istihdamın sembolü olarak övündüğü Türkiye İş Kurumuna (İŞKUR) aitti...
Daha bu işçi katliamının davası yeni görülmeye başlamışken, yine aynı ilçede bu kez Türkiye’nin en büyük 14. sanayi kuruluşu olan Çolakoğlu Metalurji isimli dev bir fabrikada işbaşındaydı bu iş cinayeti düzeni...
Şık Makas, Sırma Halı, Şen Pres, Doruk Madencilik, İnova Metal vb. tekstilden, metale birçok sektördeki fabrikada sermaye Saray keyfiyeti; ücretleri ve fazla mesaileri ödemiyor, tazminatlara çöküyor, toplu işten atmalar yaşanıyor, yetkiyi gasbediyor ve en temel sendikal hakları bile ayaklar altına alıyor… Renault ve Ford gibi dev tekellerin tasarruf adı altında aldığı tedbirler yüzünden, işçiye yaşamı zehreden de aynı anlayış...
Bütün bunlar, en çarpıcı halini Ravive Kozmetik’te gördüğümüz vahşi kapitalizmin üretim örgütlenme zincirinin basitten karmaşığa uzanan fabrika düzeninin küçük bir bilançosunu veriyor. Bu tablo, aynı zamanda güncel fabrika düzeni etrafında şekillenen toplumsal ilişkileri anlama ve değiştirme eyleminin, onun en önemli mihenk taşlarından birisi olan 1 Mayıs’ın güçlü kutlanmasının hayati öneminin de nesnel zeminidir...
Savaş bahane ucuz emek sömürüsü şahane
İstanbul Tuzla’da tersane işçileriyle bir araya geldiğimiz bir iftar buluşmasında, yat üretiminde çalışan kalifiye bir işçi yürürlükteki Erdoğan-Şimşek ekonomi programının ücret politikasını kendi yaşamı üzerinden şöyle özetliyordu: “12 yıl önce geldim buraya. Kiram 300 liraydı. İşe yeni başladığımda, aldığım ücret kiramın 6 katına denk geliyordu. Şimdi yat üretiminde kalifiye bir işçiyim. Ama aldığım ücret ödediğim ev kirasının iki buçuk katı bile etmiyor.”
Emek gücünün niteliğindeki artışla büyüyen sömürü oranını gösteren bu tablo, aynı zamanda enflasyon ve vergi adaletsizliği başta olmak üzere birçok açıdan emek gücünün mahkum edildiği modern kölelik ekonomisinin de özüne işaret ediyor...
Başta Bakan Mehmet Şimşek olmak üzere, Saray’ın atanmış en üst düzey bürokratı Cevdet Yılmaz ve Mustafa Elitaş’ın, İran’a yönelik emperyalist-siyonist saldırganlığın ekonomik etkileri üzerine yaptıkları açıklamalar bu modern köleliğin kanırtarak devam edeceğini ilan ediyor. Dahası, uygulanan ekonomik programın kararlı bir şekilde yürütülmesinde savaş koşulları yeni bir meşruiyet bahanesi olarak öne çıkarılıyor...
Yılmaz ‘Savaşın olumsuz etkileri karşısında programda sağlam duruş ve kazançlı çıkma’, Şimşek, ‘Enflasyon, büyüme, cari dengede bozulma tehdidine karşı kararlılık’, Elitaş ise ‘Asgari ücrete ara zam-ücretlere ek zam piyasayı bozar’ diyerek ucuz emek sömürüsüne sonuna kadar devam mesajları veriyor...
Hesaplaşma için yaygın, kitlesel 1 Mayıs’ın önemi
Sermaye ve Saray cephesinin bu mesajlarına karşı işçi sınıfı başta olmak üzere sömürülen ve ezilen halk kesimlerinin 1 Mayıs’ta Türkiye’nin dört bir yanında vereceği mesaj önemli. Savaş bahanesiyle ağırlaşan modern kölelik koşullarına karşı onca talep varken bu mesajın, sermaye-Saray sendikacısı Mahmut Arslan’ın söylediği gibi grevsiz, eylemsiz bir çalışma yaşamı modeli isteyen bir içerikte olamayacağı çok açık. Bu sendikal çizginin 1 Mayıs’ın temsil ettiği bütün değerlere karşı olduğunun tartışma götürür bir tarafı yok...
Aksine ihtiyaç duyulan sendikal anlayış ve tutum, Mehmet Türkmen’in Saray rejimini ve sömürücüleri korkuttuğu için tutuklanmasına neden olan sınıf sendikacılığının mücadeleci çizgisidir...
2026 1 Mayıs’ı önümüzdeki dönemin emek-sermaye hesaplaşması günlerinin nasıl yaşanıp sonuçlanacağı açısından tayin edici etkileri olacak bir gündür. Dolayısıyla işçi sınıfımıza, emekçi müttefiklerine ve dostlarına güç veren, düşmanlarına korku salan bir gün olarak kutlanması hayati önemdedir. Bunu bilerek atmalıyız adımlarımızı!
Fabrikalardan başlayarak, meydanlara doğru uzanan kolların çoğalarak birleştiği; kitlesel, yaygın 1 Mayıs kutlamaları için kalan birkaç haftayı da iyi değerlendirmeliyiz...
* Emek Partisi İstanbul milletvekili...
NOT: Bu yazı Günlük Evrensel Gazetesi'nden alınmıştır...
* Bu bir editöryal haberdir.








