Söz ile Gerçek Arasında...

Söz ile Gerçek Arasında...

*Birol KESKİN'den...
[email protected]

İnsan, çoğu zaman duyduklarıyla bir dünya kurar. Sözler, niyetin aynası sanılır; cümleler, karakterin teminatı gibi algılanır. Oysa hayat, sessizce başka bir dili öğretir insana: Davranışların dili. Ve bir gün gelir, duydukların ile gördüklerin arasındaki o ince çatlak büyür…İşte o an, insanın içindeki naif denge sarsılır.

Ben değişmedim.Sadece o çatlağın farkına vardım...

Mesela bir arkadaşınızı düşünün. “Yanındayım, ne istersen yaparım” der durur. Samimidir belki, lafını esirgemez. Ama ne zaman gerçek bir ihtiyacınız olsa, bir bahanesi mutlaka çıkar. Sözleri cömerttir, davranışları cimri. İşte o zaman anlarsınız: söylenen ile yapılan arasındaki mesafe, insanın gerçek haritasıdır...

Çünkü insanı anlamak, artık sözleri tartmakla değil; eylemleri okumakla mümkündür. Sözler kolaydır; anlık duyguların, hesapların, hatta bazen korkuların ürünüdür. Ama davranış…Davranış, insanın gerçeğidir. İnsanın kendine bile itiraf edemediği gerçek, eninde sonunda eylemlerinde görünür...

Bu yüzden artık insanları dinlerken sadece kulaklarımı değil, gözlerimi de kullanıyorum. Söylenen ile yapılan arasındaki uyumu arıyorum. Çünkü tutarlılık, karakterin sessiz imzasıdır. Söz uçar, davranış kalır...

Fakat bu farkındalık, insanı iki yoldan birine sürükler:

Ya herkese karşı bir güvensizlik duvarı örersin,
ya da daha derin bir anlayış geliştirirsin...

Birincisi insanı yalnızlaştırır; ikincisi ise olgunlaştırır...

Ben ikinci yolu seçtim. Ama bu yol, bazen insanları olduğu gibi görmek yalnız hissettirse de, iç huzuru da beraberinde getiriyor. Artık biliyorum ki, insan kusurludur. Bazen sözleri gerçeğini yakalayamaz, bazen niyeti davranışına yenilir. Ama sürekli tekrar eden uyumsuzluk, bir tesadüf değil; bir tercihtir. Ve insan, en çok da tercihleriyle kim olduğunu gösterir...

Belki de bu yüzden bazıları buna kibir diyor. Oysa kibir, başkasının gerçeğini görmek değildir; kendi yalanında ısrar etmektir. Çünkü görmek, çoğu zaman rahatsız eder. Çünkü gerçek, her zaman hoş değildir. Ve çünkü insan, kendisine ayna tutanı değil; kendisini onaylayanı sever...

Varsın desinler...

Ben artık neyi gördüysem, onu inkâr etmiyorum.
Ne anladıysam, onu küçültmüyorum.
Ve neye inandıysam, onun arkasında duruyorum...

Çünkü gerçek, gürültülü sözlerin içinde değil; o sözlerin hayata nasıl dokunduğunda saklıdır.
Ve insan, en çok söyledikleriyle değil,
yaşattıklarıyla hatırlanır...

Bunu da böyle bilmek gerek...

* Sendikacı yazar...

* Bu bir editöryal haberdir.

Önceki Haber Demokratik güçlerden somut adım çağrısı...
Sonraki Haber Emek-sermaye kavgasında güzel yarınlar için: Güçlü, birleşik, kitlesel 1 Mayıs...
Benzer Haberler