Mehmet SÖĞÜT yazdı...
Fotoğraf : İrfan Erdoğan..
Hep kalbimde o özel yeri korumak istedim. Baş köşesinde papatya kokulu sevdiğim olmalıydı. Aradığımı zaman zaman bulduğumu sandım. Fakat içimde hep aynı ses yankılandı:
"Yanılıyorsun, aradığın kişi bu değil."
Vazgeçişlerim onların kusurlarından değildi. Aksine, belki de benden çok daha kusursuz insanlardı. Ama gönlüm, aradığına henüz kavuşmamıştı.
İyi bir arayıcıydım; çünkü o gömünün bir gün mutlaka bulunacağına inanıyordum. Bu yüzden "işte buldum" dediğim insanlar bile zihnimde birkaç günden fazla yer edinemedi. Onlara uzaktan baktım, sessizce.Emin olmadıkça gözüm, gözüne değmemeliydi...
Hep böyle yaşadım sevgili. Sadakatimi hiç bozmadım. Kalbim sevginin kalesiydi; herkesi ve her şeyi sevebiliyordum. Ama o özel yer hep boş kaldı. Granitten bir kale gibiydi orası. Tek bir kapısı vardı ve o kapıdan yalnızca uğruna ölüme bile yürüyebileceğim kişi girecekti...
Mevlânâ'ya atfedilen güzel bir söz vardır:
"Biz seninle bir salkımın iki âşık üzümüyken, başka şişelerde şarap olmuşuz, başka hayallerde harap olmuşuz."
Belki gerçekten de öyle oldu. Başka hayatların içinde savrulduk. Başka hayaller uğruna yorulduk, örselendik, acılar yaşadık. Ama ben, bütün bu yılların ardından hep aynı şeye inandım: Biz, farkında olsak da olmasak da, birbirimizi hep sevdik...
Aradığım sendin.Bir inci tanesi kadar zarif, değeri biçilemez kadar kıymetli.Nezaketini gördüm, sabrını gördüm, bağlılığını gördüm. En çok da sessizce dökülen gözyaşlarını...
O gözyaşlarının her damlası kor bir ateş gibi düştü yüreğime. İçim yandı...
Uzun zaman geçti bu karşılıksız sevdanın üzerinden.Nice kez sevdiğimi söylemek için kelimeler dudaklarıma kadar geldi. Ama seni incitmekten, seni kaybetmekten korktum...
Sustum...
Lal oldum...
Çünkü gülüşün hiç solmamalıydı.Ben artık hayata senin gülüşlerinle tutunuyorum. Eğer bir gün o gülüşler sönerse, içimde de bir şeyler eksilir. Yaşamım görünmez bir halatla senin tebessümüne bağlı...
Ne olur, hep gül...
Çünkü güllere gülmek yakışır...
Ve yine Mevlânâ'ya atfedilen bir duyguyla bitireyim:
"Sen çiçek olup etrafa gülücükler saçmaya söz ver."
Ben de, toprak olup seni başımın üstünde taşımaya razıyım...
*Şair ve yazar...
* Bu bir editöryal haberdir.








