"Hain Kemal"!

Mustafa YALÇINER...
[email protected]

Başlıkta yer alan ifade polis biber gazı ve plastik mermiler eşliğinde CHP Genel Merkezine girerken atılan slogandı. Yaman bir çelişkidir: Yöneticilerinin “cumhuriyeti kuran parti” olduğunu öğünerek yineledikleri CHP cumhuriyetin mahkemelerinden birinin yine cumhuriyetin yasalarına göre yetkisi olmadan verdiği bir hükümle kapatılmaktan beter edilmek istenmiştir. Eski genel başkanı, cumhuriyetin emniyet müdürlüğüne hakkında hüküm kesilen CHP’nin genel merkezinin boşaltılması için dilekçe verip cumhuriyetin polisiyle cumhuriyetin kurucu partisini karşı karşıya bırakmakta sakınca görmemiştir...

Ama burada başlamadı. Geçen yıl 19 Mart’ta düzmece gerekçelerle CHP’nin cumhurbaşkanı adayı da olan İstanbul Belediye Başkanı E. İmamoğlu tutuklanmadan önce diploması yine düzmece bir gerekçeyle iptal edilmişti. Daha öncesinde biri “aptal davası” olmak üzere hakkında açılan davalar da vardı. Şimdi adalet bakanı olan zamanın İstanbul başsavcısının iddianamesiyle bir “İmamoğlu suç örgütü” yaratılmaya çalışılmış, dava görülmekteydi. Bir dizi yolsuzluk iddiasıyla suçlanan İmamoğlu ve sözde “suç örgütü”ne dahil genellikle belediye çalışanları hakkında birden fazla gizli tanığın ifadesi başlıca kanıt durumundaydı ki bazıları ifadelerini geri çekmekteydi...

Ne olur ne olmaz denip iddianamenin çökme ihtimaline karşı İmamoğlu hakkında bir de “casusluk” suçlamasında bulunulmuştu. Gizli tanıkların itirafçı tanıklarla takviye edilmesi arayışına girilmiş, bu amaçla iki belediye başkanı bulunmuştu. Yürüyen diğer bir davaysa CHP’de yönetim değişikliğinin gerçekleştiği kurultayda delegelerin etkilenerek oylarının yönlendirildiği iddiasına dayanmaktaydı. CHP genel merkezine polis gönderilmesi bu davanın CHP aleyhine sonuçlandırılmasının ardından gelmişti. Bir gün önce ise Eski Genel Başkan Kılıçdaroğlu bir video mesaj yayımlayıp “partiyi arındırmak” üzere göreve hazır olduğunu açıklamıştı. Henüz İstanbul başta olmak üzere CHP belediyelerinde “yolsuzluk” iddiasıyla süren davalar sonuçlanmasa bile Kılıçdaroğlu yolsuzluklar olduğu kanısındaydı ve bu nedenle “arınma” peşine düşmüştü...

Oysa anketlerin de ortaya koyduğu kamuoyuna yerleşmiş genel algı CHP ve belediyelerinin AKP’nin hedefinde olduğu ve davaların iktidara yürüyen CHP’nin önünü kesmeyi amaçlayan siyasal davalar olduğu yönündeydi. AKP seçmenlerinin önemli bir bölümü de bu kanıdaydı. Genel algı mahkeme ve davaların adil olmadığıyken kendisini “Partiyi arındıracağım” diye ortaya atan ve eski başkanı olduğu CHP’ye yöneltilen suçlamaları doğru kabul eden Kılıçdaroğlu’nun AKP ile iş birliği halinde “partisini” hedef aldığı görüşü yaygın kabul görmektedir. Ve slogan buradan türemiştir...

Kılıçdaroğlu’nun başkanlığı kaybettiği kurultay sonucunu bir türlü kabullenmediği ve geri dönmek için fırsat kolladığı görülüyor. Bu anormal değil.
Anormal olan, Kılıçdaroğlu’nun bu fırsatı, yürütmenin kontrolünde ve kararlarının siyasal olduğuna sadece CHP tabanının değil, ama onu aşan halkın geniş kesimlerinin inandığı  -üstelik yetkisi olmadığı halde- hüküm kesen bir mahkeme kararına dayanarak bulduğunu sanmasıdır. Bir diğer anormallik, başkanlığa, parti genel merkezini tahrip ettirerek dönmekte sakınca görmeyişidir. Bir diğeri, “havuz” medyası ve açıkça AKP tarafından desteklenmesidir...

Tamam, hazımsızlıktır ve hırstır, hırstan gözün kararmasıdır; bu da kabul edilemez olsa bile anlaşılırdır. Yine de hiçbir koltuk düşkünlüğü ve hırs çılgınlığı parti üye ve kitlesiyle bunca zıtlaşıp karşı karşıya gelmenin göze alınmasını açıklamaya yetmez. Temel bir neden eski genel başkanın devletçiliği, devleti her şeyin üstünde saymasıdır. Devlet bugün Saray rejimiyle özdeşleştiğinden Saray ve “Saray hukuku”nun yüceliği, gözü kara hırsın asıl yönlendiricisi olmalıdır. Ek nedenler arasında, etrafını oluşturan “çekirdek”in ihale, koltuk vb. türünden maddi kazanç hırslarının bulunması fazlasıyla normaldir. Ancak yine de hiçbiri bunca gözü karalığı açıklamaz. Kılıçdaroğlu bu girdiği yolda nereye varabileceğini ummaktadır -bu sorunun yanıtı yoktur! Anaokulu öğrencileri bile “hainlik”le damgalanmak dahi göze alınarak yürünen bu yolun siyasal intihardan başka çıkışının olmadığını ayırt edebilir...

NOT: Bu yazı Günlük Evrensel Gazetesi'nden alınmıştır...

* Bu bir editöryal haberdir.

Önceki Haber CHP Münster-Bielefeld örgütünden mutlak butlan protestosu...
Benzer Haberler