Kurban...

Kurban...

*Hasan ÇERÇİOĞLU  yazdı...
[email protected]

İslam’da bugün uygulanan kurban ibadetinin temeli, Hz. İbrahim’e dayandırılır. Rivayete göre Hz. İbrahim, bir erkek evladı olursa onu Allah’a adayacağına dair söz verir. Yıllar sonra oğlu Hz. İsmail dünyaya gelir. İsmail büyüyüp kendini bilecek yaşa geldiğinde, Hz. İbrahim bir rüya görür. Rüyasında oğlunu kurban ettiğini görmektedir. Durumu oğluna anlatınca Hz. İsmail:
“Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.” der...

Bunun üzerine ikisi de teslim olur. Hz. İbrahim tam bıçağı çekeceği sırada Allah tarafından bir koç gönderilir ve İsmail’in yerine onun kurban edilmesi emredilir. İslam inancına göre bu olay, Kurban Bayramı’nın temelini oluşturur...

Ancak bu olayın tarihsel gerçekliği kesin olarak bilinmemektedir. Anlatılanların tamamı rivayetlere dayanır; olayın geçtiği yer ve zaman konusunda net bilgiler yoktur. Hz. İbrahim’i önemli ve büyük bir peygamber yapan asıl düşünce ise şudur: O dönemde tanrılara insanların en değerli varlıkları olan çocuklar, özellikle erkek evlatlar kurban edilirdi. Rivayete göre Hz. İbrahim’le birlikte insan kurban etme geleneği sona ermiş, onun yerine hayvan kurban edilmeye başlanmıştır...

Bugün İslam dünyasında milyonlarca hayvan kurban edilmektedir. Eğer bu anlayış değişmemiş olsaydı, bugün insanların çocuklarını kurban ettiği bir dünyanın nasıl korkunç olacağını düşünmek bile ürkütücüdür...

İSLAMİYET’TE KURBANIN KURUMSALLAŞMASI...

Hz. Muhammed dönemine gelindiğinde bu gelenek sürdürülmüş; hicretin ikinci yılında, Miladi 624’te, kurban kesmek dini bir ibadet olarak meşru hale getirilmiştir...

İslam geleneğine göre Hz. İsmail’in kurban edilmek istendiği yerin, bugün Mekke yakınlarındaki Mina bölgesi olduğu kabul edilir. Mina, hac ibadetinde şeytan taşlama ve kurban kesme ibadetlerinin yapıldığı kutsal bölgedir...

Hz. İsmail’in yaşadığı dönemin MÖ 2000-1800 yılları arasında olduğu rivayet edilir. Oysa yazının Sümerler tarafından MÖ 4000-5000 yıllarında icat edildiği bilinmektedir. Eğer bu olaylar yazılı belgelerle kayıt altına alınmış olsaydı, nerede ve ne zaman yaşandıkları daha net bilinebilirdi.
Bazı rivayetlere göre Hz. İbrahim, Mısır ile Mekke arasında yaşamıştır. Bir başka rivayet ise onun Harran ve bugünkü Urfa çevresinde yaşadığını söyler...

URFA’DAKİ İNANÇ...

Şanlıurfa’daki Balıklıgöl’e “Halilürrahman Gölü” denir. “Halil”, Hz. İbrahim’in  lakabı, “Halilullah” yani “Allah’ın dostu” anlamındaki lakabından gelir.
Rivayete göre Nemrut, tek tanrı inancını savunduğu için Hz. İbrahim’i Urfa Kalesi’nin bulunduğu tepeden ateşe attırır. Bunun üzerine Allah ateşe: “Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve selamet ol.” emrini verir...

Ateşin suya, odunların ise balığa dönüştüğü anlatılır. Hz. İbrahim’in de bir gül bahçesine sağ salim düştüğüne inanılır. Bugünkü Balıklıgöl’ün bu olayın yaşandığı yer olduğu söylenir.Yani bir rivayete göre Hz. İbrahim Harran’da, başka bir rivayete göre Mısır ile Mekke arasında yaşamıştır. Kesin olan bir şey yoktur; bunların tamamı rivayetlerden ibarettir...

Ancak nerede yaşamış olursa olsun, Hz. İbrahim’in insan kurban edilmesine karşı çıkan anlayışı temsil etmesi, insanlık tarihi açısından önemli bir kırılmadır...

Bugün de keşke insanlar, hayvan kesmek yerine yoksullara yardım etmeyi, açları doyurmayı ve ihtiyaç sahiplerine destek olmayı daha büyük bir erdem olarak görebilse… Belki o zaman insanlık adına daha ileri bir adım atılmış olurdu...

*Mühendis...

* Bu bir editöryal haberdir.

Önceki Haber "Hain Kemal"!
Benzer Haberler