Sezai SARIOĞLU...
Temelinde özgürlük ve sahicilik olan ne çok şeyi özlüyorum...
Kucaklayınca ÖMÜRİLİK'lerine kadar içini hissettiğim insanları özlüyorum...
Bana "evcilleşmemiş" bir cümle, bir şiir, bir şarkı öğretecek, farklı bir kapıdan geçirecek Mânâ Gönüllü insanları özlüyorum...
Başımızı güzel belâlara sokan kitapları, alıntı, dipnot ve sayfa numaraları ezberlediğimiz "rüya zamanları" özlüyorum...
Bana çok bilmiş cevaplarla "cevap anahtarı" olmak yerine, meraklı ve alçakgönüllü sorular öğretecek insanları özlüyorum...
Tarihsel ve güncel sorunlar ortaya çıktığında, dilin mazgallarından kuru-sıkı ateş etmek yerine, soruna her yönüyle soğukkanlı bakarak nitelikli eleştiri yapan insanları özlüyorum.
Bunca yenilgi ve yanılgıdan sonra, hâlâ devrimi ve devrimciliği kendisini temsil ettiğini iddia eden özel ve tüzel kişiler yerine, halklara ve birbirimize, dillere karşı mütevazı olan insanları özlüyorum...
Başımı omzuna koyacağım, sırtımı sırtına dayayacağım, aklını aklıma, kalbini kalbime ilikleyeceğim, bunca yaştan sonra gönüllü çırakları olacağım insanları özlüyorum...
Onca derdin arasında, başım omuz, omzum başımı özlemiş...
Hepsi bu...








