*Veli BAYRAK yazdı...
Sık sık tartışılır: “Sosyalistler neden iktidara gelemiyor?” diye. Üzerinde durulması gereken bir soru. Ama bunu sağcılar tartışınca bana pek samimi gelmez. Ben size küçük bir hatıra anlatayım, belki cevabı bir ucundan yakalayabiliriz. Bir zamanlar ben de milletvekili adayıydım. Yanlış anlamayın, devrim yapacağımızdan değil. Partinin hedefi daha mütevazıydı:
“Memlekette her ilde bir adayımız olsun.”
Şimdi isim vermek istemiyorum ama geçmişte sosyalist partilerden biri, memlekette en az solcunun bulunduğu şehirlerinden birinde beni milletvekili adayı göstermek istedi. Sebebini sordum, “Hocam çok okunuyor çok seviliyorsunuz halk sizi dinler.” dedi...
Dedi ama seçim zamanı bahsettiği o İl’de CHP bile en fazla %2 veya %3 oy alıyor, kaldı ki “Yaşasın halkların kardeşliği” diyen bir partiye nasıl oy versinler? Rica minnet kabul ettim adaylığı. Ama şart koştum “Birinci sıradan” diye. Güldü parti yöneticisi, “Zaten bir aday bulabildik hocam ikinciyi bulamadık.” dedi...
Artık gerisini siz düşünün!
Bu arada yöneticiye, “İşlerim yoğun, yeni kitap çalışmalarım var, propaganda için gidip gelemem haberin olsun.” dedim. Onu da kabul edip, “Siz merak etmeyin hocam, maksat her İl’de bir adayımız olsun.” dediler...
Neyse, vakit geldi seçimler yaklaştı, aynı kişi beni aradı, “Hocam bu hafta sonu sizden seçim bölgesine gitmenizi isteyeceğim. Orada Şehmuz isminde bir Yoldaş sizi karşılayacak. Bir kıraathanede yarım saat konuşma yapıp döneceksiniz.” dedi...
Allah’tan bahsettiğimiz il Ankara’ya yakın. Konuşma süresi yarım saat değil mi gider geliriz diye düşünerek kabul ettim. Adam bana Şehmuz’un tarifini verdi, ben de otobüse atladığım gibi bahsettiğimiz şehre gittim. Şehmuz tanıyor beni terminalde karşıladı. Kısa bir sohbetten sonra başladık yürümeye! Yürü. Yürü. Yürü. Ne yol bitiyor ne bir şey!
Bir ara Şehmuz’a, “Birader neden yürüyoruz? Madem bu kadar uzak dolmuşa binseydik olmaz mıydı?” dedim. Alnından terini sildi Şehmuz, “Kapitalist sistem hocam!” dedi. Anlamadım tabii, “Dolmuş mu?” diye sordum. Şehmuz, “İmkanlar kısıtlı hocam. Dolmuş da kapitalist sistemin bir parçasıdır!” dedi. Aslında Şehmuz haklıydı. Hayat zor. “Param yok” diyemiyor da!
Oysa bana söylese cebimden öderdim dolmuş ücretini. Sonuçta kapitalist sistem bana da birçok şey için izin vermiyor ama dolmuş parasına da karışdırtmam yani!
Her neyse sonunda büyük bir caddeye geldik. Tam köşeyi dönecektik ki koca bir elektrik trafosu belirdi önümüzde ve üzerinde “Ya Türkçe ya hiç, Kürtler giremez!” yazıyor! Evet yazı çok eskiydi ve kimi yerleri erimiş gitmişti ama adamlar basbayağı yazmışlardı işte. Hemen durdum. Ben durunca Şehmuz’da durdu. Dedim, “Şehmuz Yoldaş okudun mu yazıyı?”
Şehmuz alnında biriken teri bir kez daha sildi, “Okudum hocam, Sorun yok ben her gün girip çıkıyorum!” dedi. İçime sinmedi bu cevap, “Yahu Şehmuz, bu sefer iki kişi giriyoruz emin misin bir şey olmayacağına?” diye tekrar sordum. Güldü Şehmuz, “Yok hocam.” dedi. “Biz amca oğluyla kaç kez girip çıktık bir şey olmadı! Hem yazı çok eski baksana zor okunuyor.”
Neyse sonunda ikna oldum ve konuşma yapacağım kahveye geldik. Gecekonduların arasında küçücük bir yerdi! İçeri girer girmez Şehmuz, “Merhaba” diye bağırdı. Kimse dönüp bakmadı bile. Zaten kahvede bir masa, masanın etrafında dört kişi bir de ocakçı vardı. Sonradan öğrendim ocakçı da zaten Şehmuz’un amca oğluymuş. Şehmuz’a, “Bunlar bizim seçmen mi?” diye sordum. Şehmuz, “Evet hocam,” dedi. “Ama henüz farkında değiller. Hele siz bir konuşmaya başlayın!”
Ne yapalım biz de gittik boş masalardan birine oturduk. Çaylar geldi içtik, Şehmuz’a “Hani millet nerede?” diye sordum. Şehmuz, “Abi kitle bu kadar sen yavaş yavaş konuşmaya başla onlar seni dinlerler.” dedi. Oraya kadar gitmişiz, her ne kadar gönülsüz olsamda hemen yan tarafta boş bir sandalyenin üzerine çıktım ve “Yoldaşlar” diye bağırdım. Bağırmamla birlikte dört kişiden biri tüydü. Kaldı mı masada üç kişi! Ben hiçbir şey olmamış gibi konuşmama “Yoldaşlar, size Küba’dan, Angola’dan, Fidel Castro’dan, Che Guevara’dan selam getirdim” diye devam ettim. Diğer üç kişi de tüydü mü? Kaldık mı ben, Şehmuz ve Şehmuz’un amca oğluyla başbaşa!
İndim sandalyeden. Şehmuz, "Hocam özeleştri yapalım mı? dedi. Kızdım tabii, "Yav Şehmuz." dedim. "Ne zaman özeleştri yaptık ki şimdi yapalım. Haydi bakalım benim karnım aç, gidip kıymalı yiyelim”
Şehmuz durdu, “Kıymalı olmaz hocam, kapitalist sistem kıymalı yememize….”
Kestim sözünü, “Lan Şehmuz.” dedim, “Başlatma şimdi kapitalist sistemine! Alt tarafı kıymalı yiyeceğiz! Bir kıymalıya bile sözümüz geçmiyorsa biz bu devrimi nasıl yapacağız?”
*Yazar...








