“Dünyada insanlık sersemlemiş durumda. Bu da ancak devrimle aşılabilir...”

“Dünyada insanlık sersemlemiş durumda. Bu da ancak devrimle aşılabilir...”

Gazeteci Yazar Rahmi YILDIRIM ile edebiyat ve çalışmaları üzerine konuştuk...

RÖPORTAJ : İrfan ERDOĞAN/ALMANYA...

SORU : Rahmi hocam hakkınızda bir bilgim yoktu; ta ki geçenlerde asker kökenli yazar Ali İhsan GEZER ağabeyin eşi Nuran GEZER "Su Uyur Hulusi Akar" adlı kitabınızla ilgili bir paylaşım yapana kadar. O halde Rahmi Yıldırım kimdir? Bize Rahmi Yıldırım'ı nasıl anlatırsınız...

Rahmi YILDIRIM : Şöyle anlatayım: Serbest gazeteci, emekli asker.1957 yılında Çorum Alaca Çikhasan Köyü’nde doğdu.1978 yılında Kara Harp Okulu’ndan jandarma subayı olarak mezun oldu.1982 yılında Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde sınır koruma görevindeyken, “yasa dışı görüşleri benimsediği” gerekçesiyle, Devlet Başkanı Kenan Evren’in imzaladığı kararnameyle ordudan çıkartılarak tutuklandı. 1982–1985 yıllarında Gölcük Gonca ve İstanbul Metris cezaevlerinde tutuklu kaldı, açlık grevlerine katıldı. Sıkıyönetim mahkemesindeki yargılamada beraat etti. Cezaevlerindeki zulmü protesto amacıyla, zorla giydirilmiş tektip cezaevi elbisesini, sıkıyönetim mahkemesindeki ilk duruşmada arkadaşlarıyla birlikte yırtıp attı...

Tahliye edildikten sonra 1986 yılında ANKA Ajansı’nda gazeteciliğe başladı; 1998’de ANKA’dan ayrıldıktan sonra Almanya devlet radyosu WDR (Köln Radyosu), Hollanda devlet radyosu NPS, İsveç devlet radyosu SR, Fransa devlet radyosu RFI’ye haber ve yorum geçti. Çeşitli internet sitelerinde, gazete ve dergilerde çok sayıda yazısı yayımlandı.

2004 yılında Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun oldu. 2005 yılında, internet sitesi sansursuz.com ile “soL” dergisinde yayımlanan “İş Bilenin Kılıç Kuşananın” başlıklı yazısında orduya hakaret ettiği iddiasıyla, dönemin Genelkurmay Başkanı’nın şikâyeti üzerine TCK 301’inci maddeden yargılandı ve bu tür davalarda berat eden ilk sanık oldu. Çağdaş Gazeteciler Derneği’nde genel başkanlık, genel sekreterlik ve onur kurulu başkanlığı, Türkiye Gazeteciler Sendikası’nda Merkez Disiplin Kurulu başkanlığı görevlerinde bulundu.Sol görüşlü oldukları için Türk Silahlı Kuvvetleri’nden çıkartılan askerlerin haklarını elde etmek için 1992 yılında Eylül Emeklileri Derneği’ni, 2011 yılında Askeri Darbelerin Asker Muhalifleri Derneği ADAM-DER’i kurdu. 2007-2012 yılları arasında Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde ders verdi.Taksim Gezi Süreci’nin simge isimlerinden Berkin Elvan’ın ölümü üzerine 2014 yılı Mart ayında Ankara’da yapılan protesto gösterileri sırasında TOMA’nın önünde durarak şiddeti protesto ettiği için Ankara 33’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde üç yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılandı, beraat etti.Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ı eleştirdiği “Genelkurmay Başkanı İçin Çok Üzülüyorum” başlıklı yazısından dolayı 2 yıl 4 aya kadar hapis cezası istemiyle yargılandı, beraat etti.
Halen Türkiye Gazeteciler Sendikası Disiplin Kurulu Başkanı, Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı UM:AG’ta  Araştırmacı Gazetecilik Kursu Yönetmeni...

SORU : Rahmi hocam, edebiyatla nasıl tanıştınız, yazmaya nasıl, nerede ve ne zaman başladınız? Şimdiye kadar kitaplarınızı okumadığım için soruyorum. Hangi konularda ne yazıyorsunuz? Şimdiye kadar kaç kitap yazdınız biraz bahseder misiniz?

Rahmi YILDIRIM : Yazmaya cezaevinde başladım diyebilirim. Sıkıyönetim mahkemesine (kitap olarak basılsa) 360 sayfalık bir savunma yazdım. Sonra gazetecilik faaliyeti ile profesyonel yazı hayatı başladı.Yayımlanmış kitapların listesi sırasıyla şöyle: Sermayenin Paşaları (2009),Dördüncü Ordu Medya (2010),Devşirmeler Dönekler / Türk Medyasından Portreler (2010),Kışlada SOLkırım (2012),Darağacındaki Devrimci Teğmen ÖMER YAZGAN (2018),Su Uyur Hulusi Akar (2023)
Binlerce haber ve yorum, toplam 6 kitap yazdım ama kendimi edebiyatçı ya da yazar olarak tanımlamıyorum. Bu unvanları hak ettiğimi düşünmüyorum. Olsa olsa amatör edebiyatçı ya da yazar sayılırım. Kimi dostlarım gizli şair olduğumu da söylüyorlar ama kendimi şair olarak da görmüyorum. Bana göre şairler “sözcük tanrıları, sözcük büyücüleri, sözcüklerin efendileri.” Şairleri böyle tanımlayınca, “şair” diye bilinen çok sayıda kişilerin şiirleri yavan geliyor. Hele şiir ve edebiyat evrenine (gençlikte Harp Okulu’nda yani, gizli gizli) Nazım Hikmet ile göz açtıktan bu yana, tüm edebiyat ve şiir ürünlerini bu çıta ile değerlendiriyorum; dolayısıyla pek çoğu yavan kalıyor.

Kitaplarımda daha çok ekonomi politik gelişmeler ve (eski asker olmam nedeniyle) Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tarihsel ve güncel durumu üzerinde durdum.Bu arada 37 yıllık gazeteci olarak da medya üzerine kafa yordum.Dördüncü Ordu Medya’da, dünya genelinde ve tarihsel süreçte, medyanın savaşlar karşısındaki konumunu ve işlevini sorguladım.Devşirmeler Dönekler’de, Türk medyasındaki 30 kadar köşe yazarını anlattım.Sermayenin Paşaları’nın konusu, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin dönüşümü.
Kışlada SOLkırım’da, özellikle darbe dönemlerinde Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki solcu devrimci asker kıyımını anlattım.

Darağacındaki Devrimci Teğmen ÖMER YAZGAN’da 12 Eylül faşizmi döneminde idam edilen yoldaşım Teğmen Ömer’i ve sivil yoldaşlarını kitaplaştırdım.Nihayet Su Uyur Hulusi Akar’da, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin dönüşümünde, kumpas davalarında ve 15 Temmuz darbe girişiminde eski Genelkurmay Başkanı ve eski Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın rolünü sorguladım...

SORU : Rahmi hocam, yanlış anlaşılmasın, kitaplarınızın isimlerine bakarsak müthiş bir öfke saklı sanki. Öyleyse eğer, bu öfkeye asker kökenli oluşunuzdan kaynaklı bir öfke diyebilir miyiz? Yoksa buna, sahip olduğunuz sosyalist ideolojiniz mi kaynaklık ediyor?

Rahmi YILDIRIM : Elbette öfkeliyim, isyanlardayım. Doğru bir gözlem. Ama asker kökenli olmamla ilgili değil bu öfke ve isyan. Çocukluğumun son yıllarında gençliğimde şiddet uygulamakla görevli bir mesleğe hazırlandım ama özel yaşamda son derece yumuşak huylu barışçı uzlaşmacı bir kişiyim. Toplumsal hayatta ise öfkeliyim isyanlardayım. Askeri lise yıllarındaki Kemalist militarist şartlanmayı Marksizm ile ikame edince emek, barış, demokrasi ve sosyalizm, değer yargıları listemin en başına yerleştiler. Öfkemin isyanımın kaynağı budur. Arz ederim!

SORU : Şimdiye kadar söyleşi yaptığım çok yazar arkadaşa sordum size de sorayım. Rahmi hocam günümüzde vebadan kaçar gibi okuma ve yazmadan kaçışın nedenleri ne sizce? Bu gidişata karşı ne yapmalıyız?

Rahmi YILDIRIM : Öyle bir soru ki, kitap yazsam yeterli bir yanıt vermiş olmam. Bu toprakların egemen inancının kutsal kitabı, “oku” emriyle nazil olmuş. Ama, bu inancın mensupları değil herhangi bir kitap, kendi kutsal kitaplarını bile okumuyorlar; okusalar bile anlayarak okumuyorlar. Bu topraklara matbaa, 277 yıl sonra 1727’de gelmiş ve kısa süre sonra da kapanmış. Tekrar 1800’lerin başında açılabilmiş. Okuyana yazana karşı çekingenlik, ürkeklik ve hatta düşmanlık genetik bir miras adeta. Ortalama tahsil süresi 5 (beş) yılı ancak buluyor. Onca modernleşme aydınlanma deneyimine karşın, 21’inci yüzyılda ülkenin üniversitelerini yöneten kurulun üyeleri, “Okuma oranı arttıkça beni afakanlar basıyor. Ben her zaman cahil halkın ferasetine güveniyorum” diyorlar. Mevcut Cumhurbaşkanı Erdoğan da demişti ki, “Bazı kitaplar vardır ki, bombadan daha tesirlidir!” Cehalet böyle kutsandıkça, halkın çoğunluğu da ilk mektebi ancak bitirdikçe okuma yazma elbette uzak durulması gereken bir faaliyet olur. Bak yine öfkelendim. Dilimi tutayım, bu kadarı yeterli olsun.

SORU : Rahmi hocam, benim hep dikkatimi çekiyor, vebadan kaçar gibi okumadan ve yazmadan bir kaçış var dedik, ancak buna karşılık özellikle son dönemlerde müthiş bir yazar çizer kesimi de türedi. Bir yazar olarak bunu neye bağlıyorsunuz?

Rahmi YILDIRIM : Evet! Reel dünyadaki kitabevleri raflarına, dijital alemdeki sitelere bakıldığında, patlama denilebilecek sayıda yeni kitap ve dergiler var. Ancak, kaç kişiye ulaşıyor? Yayın tekellerinin sahiplendiği az sayıdaki kitaplar dışında, geniş okuyucu kitlesine ulaşan eser yok. Ülkemizde bir kitap 1000 (bin) adet basılıp 1 (bir) yıl içinde tükendiğinde başarılı sayılıyor. Cehalet, iktidar ilişkisi olarak zaten kutsanıyor. Dijital teknoloji bilgiye erişim için muazzam olanaklar sunuyor ama bir de enformasyon tsunamisi yaşanıyor. Dünya genelinde insanlık sersemlemiş durumda. Bu koşullarda emekten, barıştan, demokrasiden yana profesyonel gazetecilik, yazarlık daha bir önem kazanıyor ama kapitalist düzende yazarın gazetecinin önüne piyasanın çıkardığı engeller hayli meşakkatli. Klişe bir ifade olacak ama bu engeller ancak devrimle aşılır!

SORU : Rahmi hocam, şimdi neler yapıyorsunuz? Yeni bir çalışmanız var mı? Önümüzdeki dönemle ilgili olarak yapmak istediklerinizi okurlarımızla paylaşır mısınız?

Rahmi YILDIRIM : Köln Radyosu da kapanınca, profesyonel anlamda gelir getirici bir gazetecilik çalışmam kalmadı. Kendimi emekli saymıyorum. Şu sıralar bazı meslek büyüklerim ve arkadaşlarım, “Hulusi’nin kitabını yazdım, adamın başını yedin, adam bakanlıktan oldu. Tayyip’in kitabını da yaz!” diye gaz veriyorlar. Elbette espri yapıyorlar. Aslında “Recep Tayyip Menderes” kapak adlı kitap hazır ama biraz daha geliştirilmesi gerekiyor.Bunun dışında, sıkıyönetim mahkemesindeki savunmayı kitap olarak yayımlamayı düşünüyorum.Devşirmeler Dönekler kitabını yeni başlıklarla güncellemek gerekiyor.Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı UMAG’taki ders notlarını kitaplaştırsam iyi olur...

SORU : Rahmi hocam, kıymetli zamanınızın bir kısmını da bana ayırdığınız için teşekkür ediyorum. Bundan sonraki çalışmalarınızdan başarılar diliyorum...

Rahmi YILDIRIM : Ben de size çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Saygıyla, sevgiyle, dostlukla....

* Bu bir editöryal haberdir.

Önceki Haber Gazeteci Serdar Korucu: Savaş politikasına dönülmeseydi bu kitaptaki herkes yaşıyor olacaktı!
Benzer Haberler