Ali RIZA GELİRLİ 'den...
Yağmur çamurdan bir elbise dikmişti
Sınır taşları soğuktan buz kesmişti
Sırtlarında ince bir köynek muhtemelen
Yırtılan parçam!
Ne kadar zor bir meşgale:
Bir yanım çocukluğum, bir yanım geleni gideni çok.
Yaşam ucuz, ölüm çalışkan...
Hangi hakikat daha mühim,
dudağın kenarında konaklayan gülümsemeden...
Korkmayın anlınızı dayadığınız sızıdan
onun mermisi yok. Kalabalığın kabahati çok;
vurur çocuğu, anasının karnında bile belinin tam orta yerinden...
Kahrolsun halkın kervan gibi içime akan sükuneti...
Çocuklarını aradım yüzü dövmeli kadınların yüzünde.
Kendime öyle davrandın.
Terbiye ettim sükuneti...
Ah!
Ah!
Ah!
"Saymadım kaç ah döküldü dallarımdan"
Katır sırtında uzun dallar gibi yatanlardan
öğrendim böyle ah demeyi.
Nusaybin'de, Dargaçit'de, Cizre'de, Sur'da...
*Ali Rıza Gelirli...
* Bu bir editöryal haberdir.







