"BİR YOKUŞTUR AŞK"

Sezai SARIOĞLU...

İnsan her zaman
eliyle koymuş gibi bulamaz ki kalbini...

Hangi derdin peşinde seyrettiğimizi ve nerede olduğumuzu anlayıp varlığımızı sınamak için geriye bakarız; gölgelere, izlere...

Bakarız bakmasına ama bazen görüp kaydeder, bazen sadece hissederiz. Dahası kendimizi bazen başkasında bazen geçmişte bazen de gelecekte unuturuz. (Bir zamanlar evden Devrim'e kaçıp kesin kayıt yaptırdığımız sokaklar bize bunu anımsatır...)

İnsan her zaman
eliyle koymuş gibi bulamaz ki geçmişi ve geleceği...

İnsan, çoğu kez hatırladığı şeyleri değil unuttuğu şeyleri çağırır. "Ebedi şimdi"ye ayaklarını basarak, yakını ve yakındakini uzağa, uzağı ve uzaktakini yakına çağırır. Dili ve sözcükleri aşan "çağırmak", eylemli  bir sözcük olmanın ötesinde, bir özgürlük nidasıdır. (Sokaklar bize sürekli bu hikâyeyi anlatarak anımsatır.)

İnsan her zaman
eliyle koymuş gibi bulamaz ki sokakları...

Ev gibi insan da içine doldurulanı alır, orada tutar, zamanı gelince de dışarıya döker saçar ve geldiği yere geri gönderir. Bu açma ve dışına saçma eylemi yeni kendine taşınma armağanıdır insana.
(Sivil itaatsiz sokaklar bize, içine aldıklarının zamanla geldiği yere geri dönebileceğini ve evcilleşebileceğini de anımsatır.)

İnsan her zaman
eliyle koymuş gibi bulamaz ki kendini...

Yakın uzağa, uzak yakına, her ikisi şimdiye armağandır. Yeter ki nerede olduğumuzu, gökyüzüne hangi merdivenle tırmandığımızı, hangi kitapların izini sürerek sokaklara çıktığımızı; kendimize varmak için içimizdeki hangi yokuşları çıktığımızı; hangi kalplere neden ve nasıl indiğimizi bilelim...

(Aşk gibi inişli çıkışlı ve çoğu kez yokuştur sokaklar. Çıkmak "zor"dur ama kalıp ikâmet etmek iki, üç daha fazla zordur. Sokaklar bize bunu özellikle anımsatır.)

İnsan her zaman
eliyle koymuş gibi bulamaz ki kaybettiklerini...

* Bu bir editöryal haberdir.

Önceki Haber Tahir Yüksel: Genç nesil Yılmaz Güney’i çok az tanıyor...
Sonraki Haber MUHTAÇ ve ÂŞIK BİR VARLIKTIR İNSAN...
Benzer Haberler
Rastgele Oku