Hegel, Marx,Nietzsche ve Halkların Kardeşliği...

Hegel, Marx,Nietzsche ve Halkların Kardeşliği...

Prof. Dr. Doğan GÖÇMEN yazdı...

Hegel’in tarihsel halklara yönelik tartışması, her bir halkın varlığını ve gelişimini başka halklara borçlu olduğunu, halkların birbirlerine ayna tuttuklarını ve böylelikle halkların kendilerini diğerleri dolayısıyla görebildiklerini göstermeye çalışır...

Hegel’in, bu yaklaşımı 19. yüzyılda iki faklı tepkiyi doğurdu. Nietzsche, günlük insan ilişkilerini güç kavgası olarak tanımladığı gibi, halkların birbiriyle olan ilişkisini de güçler savaşı olarak tanımlar.
Nietzsche’ye göre, halkların ortak bir ereği olmadığı için, insanlığın varlığından da bahsetmemiz mümkün değildir. Öyleyse insanlık diye birşey olmadığı gibi, örneğin Thomas Hobbes gibi “ölümsüz barış” hedefinde halkları biraraya getirip insanlığı kurmaya kalkmak da anlamsızdır...

Bu Nietzscheçi reel-politik yaklaşım mevcut neredeyse tüm devletlerin ideolojisi durumundadır. Halklar, devletler dolayısıyla birbirlerine karşı rekabet içine sokuluyor, özellikle emperyalist ülkeler bu rekabet durumunu kötüye kullanarak halkları birbirine düşürüyor, provokasyonlarla düşman ediyor, kışkırtıyor ve savaştırıyor...

Halkların birbirini mümkün kıldığına, birbirleri sayesinde varoldukları, birbirleri sayesinde ilerledikleri, birbirleri sayesinde kendilerine bakıp ne halde olduklarını gördüklerinedir.Hegelci yaklaşımın ortaya çıkardığı ikinci yaklaşımı Marx ve Engels geliştirmiştir...

Bu yaklaşım dilimize “enternasyonalizm” olarak çevrilmiştir. Sözcük anlamı “uluslararasıcılık” demek olan bu kavramı Sırrı Süreyya, Türkçede tam anlaşılmadığı için bir filmine de verdiği ad olan “Beynelmilel” sözcüğüyle açıklamaya çalışmıştır.
Bu yaklaşım Hegelci tarihsel kavrayıştan hareketle halkların zorunlu hali olan kardeşliğini ve dayanışmasını epistemolojik olarak da temellendirmek ve politik olarak da kurmak ister...

Diğerlerini kendinden dışlayan veya başkalarını baskı altında tutan hiçbir halk uzun süre yaşayamaz. Tarih yeterince ders verecek kadar çok örnekle doludur bu konuda.Her halkın insanlık içinde özgürlüğünün koşulu, diğer her halkı kendi eşiti ve özgürü olarak kabul etmesi ve onlarla beraber ortak özgür insanlığı kurmaya yönelmesidir...

Her insan kendisini ırkçılıktan ve milliyetçilikten kurtarabildiği oranda kelimenin gerçek anlamında türünün tam üyesi özgür insan olabilir...

* Bu bir editöryal haberdir.

Önceki Haber MARX, MARKSİZM VE İDEOLOJİ...
Benzer Haberler