İnsanlığın Kısa Tarihi: “Hayvanlardan Tanrılara” "Sapiens" Üzerine Bir İnceleme...

İnsanlığın Kısa Tarihi: “Hayvanlardan Tanrılara”

HABER MERKEZİ : “Hayvanlardan Tanrılara”, son yıllarda dünya çapında en çok ses getiren tarih kitaplarından biri oldu. Kitabın yazarı Yuval Noah Harari, insanlık tarihini alışılmış tarih anlayışından farklı biçimde ele alıyor. Kralların savaşlarından, devletlerin kuruluşundan ya da yalnızca büyük komutanlardan söz etmek yerine; insan türünün nasıl değiştiğini, nasıl düşündüğünü ve dünyaya nasıl egemen hale geldiğini anlatıyor...

Kitap aslında çok basit ama çok güçlü bir soruyla başlıyor: “İnsan neden dünyanın en baskın canlısı oldu?”

Harari’ye göre bunun cevabı fiziksel güç değil. İnsan ne en hızlı hayvan ne en güçlü canlı ne de doğanın en dayanıklı türü. İnsanı diğer canlılardan ayıran şey, ortak hayaller kurabilmesi ve milyonlarca insanın aynı hikâyeye inanabilmesidir. Dinler, devletler, millet kavramı, para, hukuk sistemi ve şirketler aslında insanların ortak şekilde kabul ettiği soyut düzenlerdir. Harari’nin en dikkat çekici düşüncelerinden biri de budur: İnsan uygarlığını ayakta tutan şey çoğu zaman gerçeklerden çok ortak inanışlardır...

Kitabın en çarpıcı bölümlerinden biri Tarım Devrimi hakkındaki yorumlarıdır. Okullarda tarıma geçiş genellikle insanlığın büyük ilerleyişi olarak anlatılır. Ancak Harari buna farklı bir açıdan bakar. Ona göre tarım insanı özgürleştirmedi; tam tersine onu toprağa bağladı. İnsanlar daha fazla çalışmaya başladı, nüfus arttı ama bireyin yaşamı çoğu zaman zorlaştı. Kitapta geçen “Buğday insanı evcilleştirdi” düşüncesi oldukça etkileyicidir. İnsan doğayı yönettiğini sanarken aslında kendi hayatını üretim düzenine göre yaşamaya başlamıştır...

Harari’nin anlatımı sade, akıcı ve sürükleyici. Akademik bir çalışma olmasına rağmen ağır bir dili yok. Kitap ilerledikçe okuyucu yalnızca tarih öğrenmiyor; insanın doğası üzerine düşünmeye başlıyor. Özellikle dinler, milliyetçilik, para sistemi ve modern yaşam hakkında yazdıkları oldukça sarsıcı. Çünkü Harari kutsal ya da değişmez kabul edilen birçok kavrama mesafeli ve eleştirel bir gözle yaklaşıyor...

Bence kitabın en güçlü taraflarından biri, insan uygarlığını sürekli öven bir yaklaşım içinde olmaması. İnsanlığın doğaya verdiği zararları, hayvanların sömürülmesini ve modern yaşamın insanı nasıl yalnızlaştırdığını açık biçimde anlatıyor. Teknoloji ilerledikçe insanın gerçekten daha mutlu olup olmadığını sorguluyor...

Kitabın zayıf tarafı ise bazı yerlerde fazla genelleme yapması. Çok büyük tarihsel süreçler bazen birkaç sayfada anlatılıyor. Bu yüzden bazı tarihçiler Harari’nin yorumlarını yüzeysel buluyor. Yine de bu kitap yalnızca bir tarih kitabı değil; aynı zamanda insanlık üzerine büyük bir düşünce denemesi gibi okunmalı...

“Hayvanlardan Tanrılara”, bitirildiğinde kolay unutulan bir kitap değil. Çünkü okuyucuya sadece bilgi vermiyor; insanın kendine, tarihe ve dünyaya bakışını değiştiriyor. Kitap sonunda insan ister istemez şu soruyu düşünüyor:

“Gerçekten gelişiyor muyuz, yoksa yalnızca daha karmaşık bir dünyanın içinde mi kayboluyoruz?”

* Bu bir editöryal haberdir.

Önceki Haber Kalemin kırılmasın,çiçeklensin...
Benzer Haberler