Hayata Yaslanmak...

Hayata Yaslanmak...

Birol KESKİN'DEN...
[email protected]

Fotoğraf:İrfan Erdoğan…

Hayat aslında çok basit.
Ama bu basitlik, bilinçli olarak bozulur...

İnsan, hayatı karmaşık bulduğu için değil;
itaat edilebilir kılmak için karmaşıklaştırır.
Sorular bu yüzden hiç bitmez:
Kim güçlü?
Kim önde?
Kim geride?

Bu sorular masum değildir.
Çünkü her biri bir sıralama üretir.
Her sıralama bir hiyerarşi,
her hiyerarşi bir tahakküm yaratır...

Yarın ne olacak diye sorarız,
ama asıl mesele yarın değildir.
Asıl mesele,bugünü kimin kontrol ettiğidir...

Hep bir hesap içindeyiz.
Çünkü bize hayat değil, performans öğretildi.
Yaşamak değil,
yarışmak kutsandı.
İnsan, insanla değil;
insan, insanın konumuyla karşılaştırıldı...

Kim önde?
Kim geride?

Bu soruların tekrar edilmesi tesadüf değildir.
Tekrar, düşünmeyi köreltir.
Sürekli ölçülen insan,
kendini sorgulamayı bırakır...

Ve biz,
o karmaşanın içinde,
kaygının sistematik bir araca dönüştüğü yerde
yavaş yavaş yok oluruz...

Bu bir çöküş değildir;
bu, alışarak tükenmektir.

Hayattan uzaklaşırız
farkında olmadan.
Çünkü hayat,
hesap defterlerine sığmaz.
Ama bize defterler verildi,
nefes değil...

Geriye dönüp baktığımızda
bir yaşam görmeyiz;
sadece yerine getirilmiş beklentiler,
tutulmuş roller,
bitmeyen bir koşu bandı görürüz...

Anı yaşamak denir buna bazen.
Ama bu bile ehlileştirilmiştir.
Anı yaşamak değil mesele;
anı savunmaktır...

Hayata yaslanmak,
ona dokunmak,
onu korumak bir direniştir.
Çünkü bu düzen,
insanın hayata fazla yaklaşmasını istemez...

Çok uzaklaşmayalım hayattan.
Çünkü uzaklaştıkça
yok oluyoruz.
Sessizce.
Ağır ağır...

Ve sonunda geriye kalan,
yaşanmış bir hayat değil;
düzenin içinde tüketilmiş
bir varoluştur...

* Bu bir editöryal haberdir.

Önceki Haber Bir fotoğrafın çağrıştırdıkları...
Sonraki Haber Öpe öpe eskittiğimiz geçmiş...
Benzer Haberler
Rastgele Oku