İnsan Kalmanın Destanı...

İnsan Kalmanın Destanı...

Birol KESKİN'den...
[email protected]

Bu dünyaya gelip geçen çoktur,
ama "insan" denen o derin iz, az omuzda kalır.
Kimi çokluk olur, kimi anlam.
Kimi taşa vurur adını, kimi yüreklere kazır...

İnsanlık;
zamanın aşındıramadığı bir duruştur.
Ne rütbeyle kuşanılır, ne korkuyla bırakılır.
O, ancak eğilmez omuzlarda,
ve suskunluğun direncinde nefes alır...

Bu dünyaya bir insan geldi,
adı marşlarla söylenmeden.
Önce bir bakış oldu,
sonra bir ses,
sonra sığınak.
Ona bakanlar giysiyi değil,
yüreğin çıplaklığını gördü.
Bir makam değil,
taşınan bir yara sezildi.
Ve sevildi işte,
sırf "insan" olduğu için...

Omuzlar, "Ne kadar yüklüyüm?" diye övünmedi,
sırtı yükü bildiği için.
Dil, "Nereye varırım?" diye sormadı,
ayakları yolun kendisi olduğu için.
Hep yüründü;
bir yere varmak için değil,
yürüdüğü yol doğru kalsın diye...

Akıl yüceltilmedi, ama yok da sayılmadı.
Her karar vicdan süzgecinden geçti,
çünkü tek başına akıl, bazen en keskin bıçak olur.
Çoğu zaman yüreğin pusulasıyla ilerlendi,
çünkü en hakiki doğrular, kâğıda dökülmez.
Dost denen o nadide insanlara, terazisiz, şüphesiz güvenildi.
İnsan sevildi, çünkü bu çağda sevmek, en büyük cesaretti.
Ve bu cesaret, farkında olunmadan kanatlandı.

Sevgi, her sofranın başköşesine, sessizce ve ısrarla yerleştirildi.
Can, candan sayıldı. İnsan, kimliğinden önce tanındı.
Bu yüzden en derin yaralar onlara düştü.
Çünkü bu dünyanın en ağır okları,
en ince zırhı giyenleri bulur.
Kalın zırhlılar ayakta kalır belki,
ama "insan" o ağırlıkta yaşayamaz çoğu zaman...

Fakat dünya dönmeye devam etti.
Çünkü incitilmek, eksilmek değildir.
İnsanlıktan verilen, asla yok olmaz; toprağa düşen bir tohum gibi bekler.
Geçilen her yerde, bazı kalpler kendini "hatırladı".
Bazı çocukların gözlerindeki korku biraz söndü,
yarınlarını ilk defa, korkudan önce kurmaya başladılar.
Bazı insanlar, ilk kez, "insan" olmanın ne demek olduğunu "hissetti".

Ve bilsin herkes:
Bu yolu seçenler az olabilir,
ama tükenmez bir azınlıktır onlar.
İnsanlık, bazen tek bir adımda kendini yeniden var eder.
Ve o yürüyüş hâlâ sürüyor...
adını bilmeden, nereye gittiğini sormadan yürüyenlerin
sessiz ve kararlı adımlarında...

* Bu bir editöryal haberdir.

Önceki Haber Sosyal medya mücadelemizin neresinde?
Sonraki Haber SÖZ İHTİYARLAMAZ...
Benzer Haberler
Rastgele Oku