İradenin Zaferi ve Büyük Diktatör...

İradenin Zaferi ve Büyük Diktatör...

Charlie Chaplin, ‘İradenin Zaferi’ filmi ile faşizm propagandasına mizahın gücüyle karşı durmuştur. Her sahnesi politik bir gönderme içeren ‘Büyük Diktatör’ filminde Chaplin; Yahudilere ve Çingenelere yapılan işkencelere dikkat çeker...

Tahir DURAN yazdı...

1934 yılında çekilen İradenin Zaferi, sinema tarihinde çekilen en iyi propaganda filmlerinden biri olarak anılır. Filmin yönetmeni, yapımcısı ve Walter Ruttmann ile birlikte metin yazarı olan Leni Riefenstahl, sinema kariyerine macera filmlerinde oyuncu olarak başlamıştır. Henüz çok genç sayılabilecek bir yaşta, daha 30 yaşındayken, ilk büyük uzun metrajlı filmi Das blaue Licht (Mavi Işık)’ı 1932’de yönetmiştir. Bu filmi izleyen Adolf Hitler, Leni Riefenstahl’ın içindeki cevheri fark etmekte gecikmez. Aynı şekilde Riefenstahl da Hitler’in coşkulu konuşmalarını dinledikten sonra sıkı bir Hitler hayranı olmuştur...

Hitler ve Riefenstahl’ı aynı noktada buluşturan koşullar; Birinci Dünya Savaşı yenilgisinin sonrasında darboğaza sürüklenen Alman ekonomisinin ürünü olan işsizlik ve yoksulluk altında ezilen Alman halkının, kendilerine umut vadedecek bir lider aradığı koşullardır. Hitler’in kalabalıkları coşturan popülist söylemleri, çok kısa sürede Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’ni (NSDAP) iktidara taşır...

Bir propaganda aracı olarak sinema...

Daha iktidarlarının ilk yılından itibaren NSDAP, güçlü Alman halkı söylemine vurgu yapar. Geleneksel propaganda aygıtlarının yanı sıra iktidar olmanın sağladığı sonsuz olanakları da bu yönlü propagandalarında kullanmaya başladılar. Sinemanın bir propaganda aracı olarak ne denli büyük bir olanak sunduğunu Sovyetler Birliği deneyimlerinde görmüşlerdi. Sovyet devrimini anlatan ve çağında her anlamda çığır açan Potemkin Zırhlısı, neyi nasıl yapmaları gerektiği hakkında fazlasıyla bilgi veriyordu. Hitler’in Propaganda Bakanı Joseph Goebbels, Potemkin Zırhlısı’nı izledikten sonra “Eşi benzeri olmayan şaheser. Bu filmi izleyen insan bir Bolşevik olabilir” diyerek filmden ne kadar etkilendiğini açıkça belirtmiştir...

Benzer içerikte bir propaganda filmi yapma fikriyle Hitler ve Goebbels arayışa girer. Hitler, “Wagnerci güç ve güzellik motifleri ile bezenmiş güçlü bir Almanya imajı yaratmak için estetiği kullanabilecek bir yönetmen” olarak gördüğü Leni Riefenstahl ile çalışmaya karar verir. Leni Riefenstahl daha öncesinde de Hitler’in davetiyle 1933’te Nürnberg Nazi Partisi Mitingi ’nde çekilen Der Sieg des Glaubens (İnancın Zaferi) adlı kısa filmi yönetmiştir. Her ne kadar Propaganda Bakanı Goebbels, kadın olmasından dolayı onu yetersiz bulup olumlu görüş bildirmemiş olsa da Hitler, 1934 yılında Riefenstahl’dan bizzat ismini de kendisinin koyduğu İradenin Zaferi filmini çekmesini ister...

1934 yılı, Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’nin iktidarının birinci yılıdır. Nürnberg’de düzenleyeceği 6. kongrede Hitler’in hedefi; Birinci Dünya Savaşı’ndan yenilgiyle çıkan Almanya’nın tekrar ayakları üzerinde durabildiğini bütün dünyaya göstermek ve Alman halkı üzerindeki psikolojik yıkımı ortadan kaldırmaktır. Bunun belgelenmesi emri, İradenin Zaferi filminin amacını oluşturmaktadır. Bu amaçla kongrenin düzenleneceği Nürnberg şehri dev bir film platosuna çevrilir. Çekim aşamasında Leni Riefenstahl’ın NSDAP'ın para ve insan olanaklarını sınırsız bir şekilde kullanmasına izin verilir. Otuzdan fazla kameraman ve sayısız insan gücü ile hazırlanan dekorlar, ışık sistemleri ve denenen yeni teknikler sonucunda 400 kilometre uzunluğunda, 60 saatten fazla süren ham film çekimi yapılır. Potemkin Zırhlısı ’nın başarısı, özgün hikâyesinin yanı sıra Sergei Eisenstein’ın yenilikçi kurgu kuramlarını deneme olanağı bulduğu bir film olarak da tarihte ilktir. Eisenstein’ın açtığı yolda ilerleyen Riefenstahl, kurguya da ayrı bir önem verir. Altı aydan fazla süren kurgu sonrasında, çekilen ham görüntülerin sadece yüzde üç gibi çok az bir kısmı kullanılarak iki saatlik bir film ortaya çıkar...

Büyüleyici ve bir o kadar da korkutucu...

İradenin Zaferi filmi tarihte kaba faşist söylemlerin ötesinde; büyüleyici ve bir o kadar da korkutucu bir çalışmadır. Gösterildiği her ülkede ilgiyle karşılanan; ABD, İsviçre ve daha birçok ülkede ödüller alan bu filmin etkisi kısa sürede bütün dünyaya yayılmış; kendinden sonra çekilen sayısız film, belgesel ve reklam filmini etkilemiştir. Riefenstahl’ın bu filmi, Charlie Chaplin'in 1940 yapımı bir başka başyapıta ilham vermiştir...

Nazi iktidarının ayak seslerinin duyulduğu 1931 yılında Berlin’e ziyarette bulunan Charlie Chaplin’e yönelik sevgi gösterileri, Alman faşistlerini fazlasıyla kızdırmıştı. Bu yıllar, Charlie Chaplin'in Şarlo karakteri ile ününün Amerika’dan sonra Avrupa’da da hızla yayılmaya başladığı yıllardı. 1934 yılında Johann von Leers tarafından yayımlanan ve Nazilerin "istenmeyen" gördüğü kişileri listeledikleri Yahudiler Sana Bakıyor adlı propaganda kitabında Charlie Chaplin’den "iğrenç bir Yahudi akrobat" diye bahsediliyordu. Nasyonal sosyalistlerin sandığının aksine Yahudi olmayan “Nazi karşıtı olmak için Yahudi olmak gerekmez. Normal, dürüst bir insan olmak yeterlidir" diyen Charlie Chaplin, birkaç yıl sonra kişisel olarak da intikamını alacaktır...

Chaplin, İradenin Zaferi filmini ilk kez Fransız yönetmen ve senarist René Clair ile birlikte izlemiştir. Clair’in gördükleri karşısında dehşete düştüğü filmi Chaplin’in kahkahalarla izlediği özellikle belirtilmektedir. Chaplin, filmi izleyen hemen herkesin arkadaşı René Clair korku ya da hayranlık ile seyrettiğini fark etmiştir. İradenin Zaferi ile çok geniş kitlelere ulaşan faşizm propagandasına en iyi bildiği yolla, mizahın gücüyle karşı durmuştur...

Büyük Diktatör ve Şarlo’nun ölümü...

Defalarca seyrettiği İradenin Zaferi filminde Charlie Chaplin; Hitler’in konuşma tarzını ve hareketlerini nasıl taklit edeceğini öğrenmiş, muazzam bir güce sahip olarak gösterilen bir diktatörü gülünç bir karaktere dönüştürerek alay edilebilir hâle getirmiştir. Büyük Diktatör ’de, kendisine benzer fiziksel yanlarını ön plana çıkararak sahneye taşıdığı Adenoid Hynkel (Adolf Hitler) karakteri ile Chaplin, şöhretini borçlu olduğu Şarlo karakterini tamamen öldürmüştür...

1937 yılında ön hazırlıklarına, 1939 yılında ise çekimlerine başlanan ve altı ay gibi kısa bir sürede tamamlanan Büyük Diktatör, Charlie Chaplin’in ilk sesli filmidir. Nazi Almanyası’nın pazar payını kaybetmekten korkan Amerikan film yapımcılarının Hitler’in eylemleri karşısında sessiz kalması, Chaplin’in 1,5 milyon doları bulan Büyük Diktatör filminin finansmanını kendisinin sağlamasına neden oldu. Bu durum Chaplin'in bütün birikimini bu filme yatırmasına neden olmasıyla birlikte, ticari kaygıların sebep olduğu sınırlamalardan uzak bir film yapmasını da sağladı. Özellikle filmin sonundaki 4 dakikalık tarihi konuşma, bu ekonomik özgürlük sayesinde gerçekleşti. Büyük Diktatör; Nazi sempatizanlarının ölüm tehditlerine, efsanevi FBI Başkanı Edgar Hoover’ın Chaplin'e olan kişisel takıntısına, İngiliz ve Amerikan hükümetlerinin diplomatik kriz çıkmaması için çekimleri durdurması yönündeki baskılarına rağmen tamamlandı...

Her sahnesi politik bir gönderme...

Her sahnesi politik bir gönderme içeren filmde Chaplin; faşizme, diktatörlere ve bunların yönettiği ülkelerde Yahudilere ve Çingenelere yapılan işkencelere dikkat çeker. 1940 yılı Büyük Diktatör ’ün yayımlandığı yıldır ve henüz Holokost (Yahudi Soykırımı) başlamamıştır. Tüm bu yayınlandığı dönemin ileri görüşlü, muhalif yanına rağmen Büyük Diktatör savaştan sonra Nazi zulmünü önemsizleştirmekle de suçlanacaktır. 1964 yılında kaleme aldığı otobiyografisinde Charlie Chaplin'in, “Alman toplama kamplarının gerçek dehşetini bilseydim Büyük Diktatör’ü yapamazdım; Nazilerin cinayete meyilli deliliğiyle dalga geçemezdim.” diye kendini savunmak durumunda kalmasının nedeni bu eleştirilerdir...

İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan Nazi Savaş Suçları Mahkemesi’nde yargılananlardan birisi de Leni Riefenstahl olmuştur. Mahkeme karşısında kendini “Yüzde doksan Hitler’in arkasındaydı, ona karşı çıkan çok az kişi vardı. Ben de mi karşı çıkmalıydım?” diye savunur. Aslında söylediğinin doğruluk payı da vardır. Hitler, kendi ülkesinde birleştirici ve istikrar sağlayıcı bir lider olarak geniş halk yığınlarını peşinden sürüklemesinin yanı sıra; Sosyalist Sovyetler Birliği’ne karşı söylemleri ve politikaları nedeniyle İtalya, İngiltere, İsviçre, Fransa, Amerika Birleşik Devletleri ve daha pek çok ülkenin dolaylı ya da doğrudan desteğini almıştır...

"Esaret için değil hürriyet için savaşın"

Büyük Diktatör ile Charlie Chaplin; Hitler ile uzlaşarak kendilerini koruyacaklarını düşünen devlet yöneticilerinden, aydınlardan ve sanatçılardan bir adım önde, mizahın gücüyle faşizmin karşısında durur. Büyük Diktatör’e kadar sesli filmlerin pandomimin gücünü zayıflattığını söyleyen Charlie Chaplin, beyaz perdede ilk kez ama en gür sesiyle konuşur: “Askerler! Zorbalara itaat etmeyin. Onlar sizi eziyor; düşüncelerinizi, hislerinizi ve hareketlerinizi planlıyor, sizi koyun yerine koyuyorlar. (...) Askerler! Esirlik için değil, hürriyet için savaşın.”

İkinci Dünya Savaşı, kendinden önceki bütün savaşların ilerisinde, dünyanın o güne dek gördüğü en büyük yıkımın ve sayısız katliamın yaşandığı bir savaş olmuştu. O günlerden bugüne sayısız kez yaşanan katliam ve soykırımların bir yenisinin daha yaşandığı günümüzde; Büyük Diktatör filminin sonunda yer alan ve dünden bugüne doğruluğunu hiç kaybetmeyen konuşması ile Charlie Chaplin'e yeniden kulak verelim: “Beni işitenlere şunu söylemek istiyorum: Umutsuzluğa kapılmayın...

Üstümüze çöken bela; vahşi bir hırsın, insanlığın gelişmesinden korkanların duyduğu acının bir sonucu. (...) Dünyayı özgürleştirmek için savaşalım. Uluslar arasındaki sınırlar olmadan yaşayabilmek; kendimizi hırstan, nefretten ve hoşgörüsüzlükten arındırmak için… Sağduyulu bir dünya için… Bilimin ve gelişmenin bütün insanlığa mutluluk getireceği bir dünya için savaşalım."

NOT:Bu yazı Günlük Evrensel Gazetesi'nden alınmıştır...

* Bu bir editöryal haberdir.

Önceki Haber "Adalet herkes için..."
Sonraki Haber DİDF: Uyum kurslarındaki kesintiler birlikte yaşama darbe vuruyor...
Benzer Haberler