*Birol KESKİN yazdı...
[email protected]
Fotoğraf: DİDF...
İnsanı insana kırdırırlar.
Birine "mülteci" derler,
Ötekine "yabancı".
Sınırlar çizerler haritalara,
Sonra o sınırları insanların yüreğine kazırlar...
İnsanı insana kırdırırlar.
"Bizden değil" derler,
"Dinimizden değil",
"İnancımızdan, mezhebimizden değil..."
Oysa aynı acı üşütür bütün bedenleri,
Aynı gözyaşı yakar bütün yüzleri...
İnsanı insana kırdırırlar.
Teninden korkarlar,
Dilinden korkarlar,
Kıyafetinden korkarlar.
Saçından, isminden, yoksulluğundan korkarlar.
Çünkü insan birbirini tanırsa,
Birbirinin elini tutarsa,
Birlik olursa...
Sömürü düzeni çatırdar!
Onun için kardeşliği değil, nefreti büyütürler.
Dayanışmayı değil, düşmanlığı örgütlerler.
Emeğin sesini kısar,
Kimliklerin gürültüsünü yükseltirler...
İnsanı insana kırdırırlar.
Yoksulun yoksula öfkelenmesini,
İşçinin işçiden nefret etmesini,
Komşunun komşusundan korkmasını isterler.
Çünkü halk birbirine bakarken,
Kimse yukarı bakmaz!
İnsanı insana kırdırırlar,
Ve adına düzen derler,
Adalet derler,
Güvenlik derler.
Ben buna zulüm derim!
Çünkü biliyorum:
Yeryüzünü cehenneme çeviren insanların farklılığı değil; O farklılıkları iktidarın ve sermayenin çıkarı için silaha dönüştüren düzendir...
Bir gün insan insana değil;
Zulme, sömürüye ve nefreti üreten bu düzene karşı
Omuz omuza durduğunda...
İşte o gün toprak barışır,
Ekmek bölüşülür,
Ve insan birbirinin aynası olur.
* Sendikacı - yazar...
* Bu bir editöryal haberdir.








