Kofi 11...

Kofi 11...

Cemal AKÇA yazdı...
[email protected]

Bugün sosyal medyada gezinirken devlet ciddiyetiyle sunulmuş bir kıyamet haberiyle karşılaştım.Başlık netti, kararlıydı, tartışmaya kapalıydı:

“Ganalı Ebu Noah: Allah rüyamda söyledi, 25 Aralık 2025’te dünya sular altında kalacak.” diyordu...

Rüya kısmı önemliydi...

Zira artık bu coğrafyada ve bizde rüya,resmî belge sayılıyor.Bazı rüyalar var ki ihale dosyasına bile eklenebilir...

Ebu Noah rüyayı görmüş,
uyanmış ve klasik refleksi göstermiş:
“Ben buna bir teşkilat kurayım.”
Hiç vakit kaybetmeden
250.000 adet özenle seçilmiş tahta temin edilmiş.Özenli…

Çünkü tufan ciddidir,ama estetik de önemlidir.
Bu tahtalardan sekiz gemi inşa edilmiş.
Gemilerin sayısı sekiz,çünkü yedi kutsal,dokuz muhalif,sekiz ise tam ortada,
herkesi idare eden sayıdır...

Gemiler tamamlanınca insanlık da hazırlıksız yakalanmamıştır.Binlerce insan,ellerinde pasaport, valiz,bir de “bizi yazın” umuduyla
Ebu Noah’ın yanına akın etmiştir...

Kimi gerçekten inanmıştır,
kimi sadece korkmuştur,
kimi de “biz erken davranalım” diyerek tufanı yatırım fırsatı olarak görmüştür.Hatta aralarında
“tufan sonrası arsa” soranlar bile olmuştur...

Haberi okuduğumda benim aklıma ne dünya geldi,
ne insanlık,ne de sekiz gemi.Benim aklıma uzun zamandır aramadığım Kofi geldi...

Çünkü dünyada büyük bir saçmalık varsa ve bu saçmalık bir şekilde uluslararası boyut kazanmışsa,orada mutlaka Kofi vardır.
Ya içeridedir ya da tercümesini yapıyordur.
Aradım.Telefon açıldı.Ses tonu diplomatikti.Biraz kırgın,biraz meşgul,biraz da “ben demiştim” havası vardı...

Hâl hatır faslından sonra
ikimiz de aynı anda
güncel siyasi konulara girmemeye karar verdik.
Zira dünya batarken
kimin haklı olduğunun
hiçbir anlamı yoktu...

Bir süre konuştuk.
Sonunda ben dayanamadım:
“Ebu Noah’dan ne haber?
Bu tufan işi doğru mu?”

Kofi kısa bir sessizlikten sonra dedi ki:
“Bir dakika dostum…
Basın mensuplarını göndereyim,
seni ararım.”

Basın,
O an anladım ki
bu iş artık kişisel bir rüya değil,
kurumsal bir kıyametti...

Yarım saat sonra aradı.
“Doğru dostum,” dedi.
“İş beklediğimizden büyük.”
“Nasıl yani?” dedim...

“Türkiye’den gelen çok,” dedi.
“Heyet var, danışman var,
‘biz de bir katkı sunalım’ diyen var.”
Duraksadım.
“Katkı derken?”
“Tecrübe,” dedi.
“Biz bu işlere alışığız.
Kriz, panik, son günler…
Hepsinde deneyimliyiz.”

Sonra ekledi : “Ben tercümanlık yapıyorum.
Biri ‘gemiye kaç kişi alıyorsunuz’ diyor,biri ‘liderler için ayrı bölüm var mı’ diye soruyor.”

Kafamda sahne netleşti.Sekiz gemi var ama
VIP salonu mutlaka vardır.Bir gemi tamamen
“son ana kadar açıklama yapılmayacaklar” için ayrılmıştır...

Dayanamadım sordum.“Ciddi misin Kofi?”
Telefonun ucunda bir iç çekiş,
sonra kahkaha...

“Dostum,” dedi,“ben memnunum.İşler iyi.”
Ve son cümleyi tarihe geçecek şekilde kurdu:

“Dünya batıyor olabilir,ama siyaset yüzüyor.Biz de tercümesini yapıyoruz" dedi...

Cemal T.Akça
16 Aralık 2025
Lahey

* Bu bir editöryal haberdir.

Önceki Haber Çoktanrılı İnanç Sistemleri ile Modern Kapitalizmin Yapısal Benzerliği...
Sonraki Haber Kofi 12...
Benzer Haberler
Rastgele Oku