*Birol KESKİN'den...
[email protected]
İnanç, insan ile Tanrı arasında kurulan en yalın ve en özgür bağdır. Ne bir kapıya ihtiyacı vardır ne de bir bekçiye. Ama tarih bize şunu gösterir: Bu saf bağ, çoğu zaman kirletilmiş, parçalanmış ve insanların elinde bir iktidar aracına dönüştürülmüştür...
Bir tepe düşünün.Asırlar önce başka bir inancın mabedi olan bir yer. Taşları, başka bir çağın tanrılarına dokunmuş. Sonra bir gün o taşlara yeni bir hikâye yazılır: “Burada bir peygamber yatıyor.” Ve o andan itibaren gerçek değil, anlatı hüküm sürmeye başlar...
İnsanlar oraya yönlendirilir. Eller açılır, dualar edilir, umutlar bağlanır. Ama kimse çıkıp sormaz: Bu kimin hikâyesi? Kimin işine yarıyor? Çünkü mesele artık inanç değildir. Mesele, inanç üzerinden kurulan düzendir...
İşte tam burada din, Tanrı ile insan arasındaki bağ olmaktan çıkar; bir yönetim aracına dönüşür. İnsanların en saf duyguları, en derin korkuları ve en büyük umutları, bir sistemin devamı için kullanılmaya başlanır. Kutsal, sorgulanamaz hale getirilir; sorgulayan ise dışlanır...
Bu bir tesadüf değildir. Bu, tarih boyunca defalarca kurulmuş bir düzendir. Önce bir hikâye yaratılır. Sonra o hikâye kutsallaştırılır. Ardından o kutsal üzerinden bir otorite inşa edilir. Ve en tehlikelisi şudur: İnsanlar buna inanmakla kalmaz, bunu savunur...
Oysa gerçek çok daha sade ve çok daha devrimcidir: Tanrı’ya ulaşmak için ne bir mezara, ne bir tepeye, ne de bir aracıya ihtiyaç vardır. Ama bu gerçek, birilerinin işine gelmez. Çünkü aracılar ortadan kalkarsa, kurulan düzen de çöker...
Bu yüzden insanlar doğrudan gerçeğe değil, yönlendirilmiş kutsallara çağrılır. Bu yüzden sorular değil, kabuller öğretilir. Bu yüzden inanç özgürleşmez; yönetilir...
Ve işte tam burada bir tercih doğar: Ya insan, kendisine sunulan hikâyelerin içinde yaşamaya devam eder… Ya da o hikâyeleri parçalayarak gerçeğin peşine düşer. Çünkü gerçek, kendisine aracı istemez. Ama iktidar, her zaman ister.
Ve unutulmamalıdır: Bir toplum ne kadar çok aracıya ihtiyaç duyuyorsa, o kadar çok gerçeğinden uzaklaşmıştır...
* Sendikacı...
* Bu bir editöryal haberdir.








