Bu Ülkenin Düşünme Yeteneği Susturulduğu İçin Buradayız...

Bu Ülkenin Düşünme Yeteneği Susturulduğu İçin Buradayız...

Birol KESKİN Uğur Mumcu'nun ardından yazdı...
[email protected]

Uğur Mumcu bir simgedir. Onun kişisel trajedisinin ardında, bu toprakların en büyük trajedisi yatar: Kolektif aklın, hafızanın ve düşünme kapasitesinin planlı yok edilişi. O, susturulan yüzlerce sesten yalnızca biriydi. Amaç, bir kişiyi değil, bir ihtimali ortadan kaldırmaktı: Aydınlanmış, eleştirel düşünebilen, hesap sorabilen bir toplum ihtimalini...

Biz, bir "düşünce katliamının" sonuçlarını yaşıyoruz. Bu katliam sadece fiziksel değildi; bir kolektif beyin göçüydü. En değerli entelektüel ve ahlaki sermayemiz – gazeteciler, yazarlar, akademisyenler, sanatçılar – ya susturuldu, ya hapsedildi, ya da görünmez bir sürgüne yollandı. Geriye, düşünsel anlamda fakirleşmiş, ahlaki pusulasını kaybetmiş bir kalabalık kaldı. Bir coğrafya kaldı. İnsanları, kendi geçmişiyle olan eleştirel bağları koparılmış bir coğrafya...

Bize dayatılan en ağır yoksulluk, "hafıza yoksulluğu"dur. Geçmiş, ders alınacak bir süreklilik olmaktan çıkarıldı; manipüle edilmiş, seçilmiş anılardan oluşan bir senaryoya dönüştürüldü. Susturulan her ses, o senaryodan çıkarılmış bir gerçeklikti. Mumcu'nun ve diğerlerinin yazdıkları, işte o kayıp hafızanın parçalarıydı. Onlar susturulunca, toplum tarihsiz, dolayısıyla geleceksiz kaldı. Bugünü anlamlandıramayan, yarını kuramayan bir topluluk haline geldik...

Bu süreç, kaba kuvvetle değil, korkunun en ince işleyişiyle gerçekleştirildi. Korku, sadece fiziksel tehdit değildi. En zehirlisi, "anlamsızlaştırılma" ve "yalnızlaştırılma" korkusuydu. Sorguladığınızda "hain" ilan edilmek, itibarınızın çamurla bulanması, en yakınlarınızın size şüpheyle bakması... Sistem bu psikolojik mekanizmayla işledi. Mumcu'lar, bu korkuyu aşabilen nadir insanlardı. Onların bedelleri ise, geriye kalan herkese verilen bir mesaj oldu: "Görüyorsun, sonuç bu. Düşünmenin, sorgulamanın bedeli ağırdır." Bu mesaj, nesiller boyu içselleştirildi. İtaat, güvenli bir liman; eleştirel düşünce, tehlikeli bir açık deniz haline geldi...

Bugün dönüp baktığımızda gördüğümüz manzara, işte bu sistemik imhanın doğal sonucudur...

· Gerçek değil, sadakat kutsandı.
· Liyakat değil, biat yüceltildi.
· Bilgi değil, itibar yönetimi önem kazandı.
· Sorular değil, cevaplar makbul sayıldı – üstelik tek bir kaynaktan gelen cevaplar...

Bu yüzden mesele bir cinayet değil, bir yön değişikliğidir.Bir toplumun yurttaş mı, tebaa mı olacağına dair bir yön değişikliği.Akıl, hukuk ve özgür düşünceyle mi, yoksa korku, itaat ve doğmalarla mı yönetileceğine dair bir yön değişikliği...

Mumcu'yu anmak, bu yön değişikliğinin en görünür kilometre taşlarından birine işaret etmektir. Ama asıl görev, o değişen yolu anlamak ve düşünme hafızamızı yeniden inşa etmektir...

Anmak yetmez. Fotoğraflar, yıldönümleri yetmez.
Gerçek anma, hafıza ve düşünce inşaatçısı olmaktır...

· Unutturulmak istenen bir yazıyı bulup paylaşmak,
· Susturulmuş bir şairin dizelerini hatırlamak,
· "O günler"e tanık olmuşlardan hikayeler derlemek,
· Bugün sansüre uğrayan gerçeği, elden ele ulaştırmaya çalışmak...

Bunlar, yıkılmış olan kolektif aklımızı ve düşünme pratiğimizi, tuğla tuğla yeniden örmektir...

Bu ülkede karanlık örgütlüdür. Ama düşüncenin ve hafızanın bir özelliği vardır: Bastırılsa da, yok edilmeye çalışılsa da, bir yerlerde bir izi, bir kaydı, bir tanığı mutlaka kalır.Bugün hâlâ "Başka bir akıl, başka bir hafıza mümkün" diyebiliyorsak, bunu bedel ödemeyi göze alan o sessizleştirilmiş beyinlere borçluyuz...

O yüzden mesele bir hatırlama değil.
Mesele bir tercih.Korkunun içimizde inşa ettiği o sessizliğin ve düşüncesizliğin mimarlarından mı olacağız,yoksa-bedeli ne olursa olsun- hafızamızı ve düşünme cesaretimizi geri kazanmak için çabalayan inşaatçılardan mı?

Uğur Mumcu, geçmişte susturulmuş bir isim değildir.O, hâlâ tamamlanmamış bir hesabın, hâlâ kayıp bir hafızanın ve hâlâ korkutularak köreltilmiş eleştirel aklın, bugüne uzanan sorusudur...

* Bu bir editöryal haberdir.

Önceki Haber EN BÜYÜK DÜŞMAN KİMDİ?
Benzer Haberler