Cemal AKÇA yazdı...
[email protected]
İnsan doğası gereği, duydukları ve medyanın etkisi altında kalarak kolayca kanaat oluşturabiliyor. Çoğu zaman olayların arka planını araştırmak yerine, hazır sunulan bilgilerle hüküm vermek daha cazip geliyor. Gerçekleri görmek ve sorgulamak ise daha fazla çaba gerektiriyor...
Ben de geçtiğimiz yılın Nisan ayına kadar birçok konuda önyargılı düşünenlerden biriydim.
Savaş, emperyalist çıkarlar dışında neredeyse hiç kimsenin yararına değildir. Tarih boyunca savaşlardan kazanç sağlayanlar genellikle silah tüccarları, büyük güçler ve siyasi hesaplar peşinde koşan aktörler olmuştur. Bununla birlikte, savaşta taraf tutmanın da en az savaşı çıkaranlar kadar ağır bir sorumluluk taşıdığı düşüncesi zihinleri meşgul eder...
Son dönemde ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları karşısında bazı çevrelerin sergilediği tutum dikkat çekicidir. Kendini emperyalizm karşıtı olarak tanımlayan kimi kesimlerin, İran’daki yönetimi “molla rejimi” olarak nitelendirip adeta karşı cephede konumlanmaya hazır bir tavır alması düşündürücüdür...
Oysa sahada gözlemlediğim tablo, dışarıdan çizilen imajdan oldukça farklıydı...
İran’da bulunduğum süre boyunca, sokakta sıkça din adamlarıyla karşılaşmadım. Hatta on gün içinde yalnızca iki din görevlisi gördüğümü söyleyebilirim...
Türkiye’de ise özellikle bazı şehirlerde, camilerden yapılan ezan anonslarının gün içinde beş vakit hoparlörlerle duyurulduğu yetmezmiş gibi bir de sokaklara asılan hoparlörler var.İran’da ise ezanın hoparlörle okunması daha sınırlı; özellikle cuma günleri belirginleşir. Bu durumun, çocukların uykusunun bölünmemesi, vardiyalı çalışanların dinlenebilmesi ve farklı inançlara sahip bireylerin rahatsız olmaması gibi gerekçelere dayandığı ifade edilmektedir...
Kıyafet konusunda da benzer bir algı farklılığı söz konusudur. Ankara’da gördüğüm kara çarşaflı kadın sayısının, İran genelinde gördüğümden fazla olduğunu söylemek abartı olmayacaktır...
Ekonomik hayatta ise dikkatimi çeken bir diğer unsur fiyat istikrarıydı. Hangi dükkândan alışveriş yaparsanız yapın, ürün fiyatlarında ciddi farklılıklar yoktu. Bu da tüketicinin sürekli fiyat karşılaştırması yapma ihtiyacını duymaması.Çevre temizliği;gördüğüm tüm ülkelerden
daha temizdir diyebilirim...
Tüm bu gözlemler ışığında asıl meseleye geliyorum: Bir ülkenin kendi topraklarını savunması, uluslararası hukuk açısından meşru bir haktır. İran’ın da kendi ülkesini savunduğu düşüncesi, bu çerçevede değerlendirilmelidir...
Elbette her siyasi sistem eleştirilebilir; ancak değerlendirmeler yapılırken önyargılardan arınmak, doğrudan gözleme ve çok yönlü bilgiye dayanmak daha sağlıklı sonuçlar doğuracaktır...
Önyargılar çoğu zaman gerçeğin önüne geçer. Oysa anlamaya çalışmak, hüküm vermekten daha değerlidir...








