Çiftçioğlu İbrahim’e veda...

Çiftçioğlu İbrahim’e veda...

 

Aydın ÇUBUKÇU...
[email protected]

Fotoğraf:İrfan Erdoğan..

Geçen hafta toprakla buluşan İbrahim Çiftçioğlu, elbette çok büyük bir ressamdı. Ama içindeki devrimcilik ateşini boyalara buladığı fırçasıyla tuval üzerinde dile getirirken, aynı zamanda ruhunun derinliklerindeki şairlik özelliğini de sezdirmeden kullanıyordu. Resimlerinin duygu yükünü görebilmek için, toplu eserlerini sergilediği zaman onlara verdiği adlarda açıkça görebiliriz...

“Gözyaşı Düşmüş Sabaha”, “Önce En Temiz Olan Vurulsun”, “Işık Biraz Daha Işık”, “Gök Ekini Biçer Gibi”, “Eylül’de Av”, “Karşıda Duvar Dibinde”, “Yalnızlığa, Direnişe, Hüzne Merhaba”, “Doğa, Kent, İnsanlık Halleri”, “Ne Desen Laf Değil” …

Her bir sergi adı, kapsadığı resimlerin genel başlığıdır ve her bir resim başlığa uygun şiir dizeleri gibi düşünülmüş ve yaratılmıştır...

Bu özellik, İbrahim Çiftçioğlu’nun, işlemeye başladığı konu hakkında söyleyecek sözünün hep eksik kalacağı endişesi taşıdığını gösterir. Adeta “Ne söylesem bir eksik” duygusundadır. Fırçanın eksik bıraktığını sözle, sözün yetmediği yerde renkle ve biçimle anlatmaya çalışır...

Ama derdini yüklendiği sorunlar o kadar büyüktür ki, bir başına ve sahip olduğu yetenekler ve araçlarla bunları her yönüyle anlatmaya gücünün yetmeyeceğini de bilir...

Bu yüzden hem örgütlü mücadeleye inanır, hem de birçok tablosunda kitleleri yardıma çağırır, birlikte haykıracağı her kim varsa yanında görmek ister. Yalnızca insanları değil, doğayı, kuşları, ateşi ve hatta varsa melekleri sözünü tamamlamak için kendisine katar. Onun resimlerini bu gözle görüp anlamak için hem hikayeyi hem de anlatıcıyı iyi tanımak gerekir...

Çiftçioğlu’nun bir başka derdi, sözünü söyledikten sonra başlar. Kime konuşuyorum, kim beni anlıyor, kim benimle hemdert olabilir?

Sergilerinden birinin adı “Ne Desem Laf Değil” idi. Bu sözler Büyük Şair Nefi’nin bir şiirinin ilk dizesinden alınmıştır: “Tûti-i mucize gûyem, ne desem laf değil, ” 

Çevirmeye kalkışırsak şu anlama geliyor: “Mucizeler söyleyen papağanım, ama söylediklerim boş ve sıradan değil.”  Şiir şöyle devam ediyor: “Çarh ile söyleşemem âyînesi sâf değil.” Demek ister ki şair, içi temiz olmayanlarla, ya da çark gibi dönüp duranlarla, sohbet etmem…

Çiftçioğlu için gönül ehli insanlar, elbette yoldaşları, can dostları, öğrencileri idi ama asıl kendisini duymalarını istediği insanlar, içlerinden geldiği işçiler, emekçilerdi...

Görünürde resimleri kolay anlaşılmaz gibidir, ama mesajları çok açıktır ve özellikle de günceldir...

“Önce En Temiz Olan Vurulsun”, “Eylül’de Av”, “Gök Ekini Biçer Gibi” başlıklı sergileri, 12 Eylül faşizmini ve “faili meçhul” denilen cinayetleri konu edinmiştir. “Karşıda Duvar Dibinde”, “Yalnızlığa, Direnişe, Hüzne Merhaba” serileri de 12 Eylül’ün ’90’lı yıllarda da devam eden katran karası günlerine karşı bir kavgadır...

“Doğa, Kent, İnsanlık Halleri”, “Sis İçin Şarkı” gibi seriler onun güncel ve evrensel temalarla olan duyarlı ilişkisini gözler önüne serer.

İbrahim Çiftçioğlu, her namuslu emekçi gibi çok çalışkan ve mesleğini onuru bilen bir sanatçıydı. Çok okurdu, edebiyatın her türü ile yakından ilgiliydi. Felsefe, tarih, halk bilim kitapları el altında dururdu. Bu büyük coğrafyanın her köşesinden masallar, efsaneler, türküler, ağıtlar onun resminin atardamarını besleyen kaynaklardı...

Tam anlamıyla “Anadolu’nun bağrından” kopup gelmiş evrensel bir sanatçıydı...

Bu satırları okuyup zamanında onun sergilerini, resimlerini görmemiş, sohbetlerine katılmadıklarına üzülenler için, Yeni E dergimizin gelecek sayısında onunla ilgili renkli-resimli bir yazı hazırladığımı söyleyerek küçük bir teselli vereyim...

Her yönüyle örnek bir insan, iyi bir öğretmen ve büyük bir sanatçıydı. Güzel anılarda yaşatmak ve eserlerini tanıyıp tanıtmak bizim ona olan borcumuzun küçük bir kısmını belki ödeyebilir...
***
Tûtî-i mu'cize-gûyem ne desem lâf değil
Çarh ile söyleşemem âyînesi sâf değil

Ehl-i dildir diyemem sînesi sâf olmayana
Ehl-i dil birbirini bilmemek insâf değil

Yine endîşe bilir kadr-i dür-i güftârım
Rûzigâr ise denî dehr ise sarrâf değil

Girdi miftâh-ı der-i genc-i ma'ânî elime
Âleme bez-i güher eylesem itlâf değil

Levh-i mahfûz-ı suhandir dil-i pâk-i Nef'î
Tab'-ı yârân gibi dükkânçe-i sahhâf değil

Günümüz Türkçesi...

1. Mucize gibi sözler söyleyen bir papağanım, dediklerim laf değildir. Felekle konuşamam; tenezzül etmem; çünkü onun aynası, kalbi temiz değildir. (O benim seviyemde değildir.)

2. Gönlü temiz olmayana gönül ehlidir diyemem; gönül ehillerinin birbirlerini bilmemesi insafa sığar bir iş değildir...

3. Felek alçak, dünya ise kıymet bilmez; inciye benzeyen sözümün değerini gene düşünce bilir...

4. Şiir hazinesinin kapısının anahtarı elime geçti; aleme bol bol cevher dağıtsam bunlara ziyan olmuş gözüyle bakılamaz...

5. Nefi’nin temiz gönlü şiirin levhi mahfuzudur, dostlarınki gibi kitapçı dükkanı değil!
***
Yoldaşımız İbrahim Çiftçioğlu ile vedalaşıyoruz...

O yalnızca çok önemli bir sanatçı değildi, aynı zamanda örgütlü mücadelenin her kademesinde yer almış devrimciydi...

Bugün onun düşüncelerini anlamak ve yaşatmak için resimlerini okumak yeterlidir...

Kimi sergilerinin adlarına bakalım...

“Önce en temiz olan vurulsun” adı altında topladığı resimlerini en kirli ellerin en temiz insanları vurduğu yıllarda sergiledi...

Sivas katliamını orada canlarını verenlerin her biri için bir mum tablosu yaparak lanetledi...

“Gök Ekini Biçer Gibi”, “3 kurşunla vurularak öldürülen kimliği belirsiz kişi” gibi eserleri,  ölümler için yakılmış bir ağıttı...

Acıların ve karanlıkların yanı sıra aşkı da anlattı, doğayı da insan ruhunun derinliklerini de...

Duygusal bir ressam ve bir devrimci yürek artık aramızda değil...

Bugün onu toprağa emanet ediyoruz...

Halkımız, partimiz ve gerçekte bütün dünya insanlığı büyük bir evladını kaybetti. Onu yalnızca anılarımızda değil, mücadelemizde de yaşatacağız...

Mesleği öğretmenlikti ama o mesleğinin ötesinde yaşamının her anında gerçek bir bilgelikle öğreten insandı...

Hoşça kal Çiftçioğlu İbrahim...

NOT: Bu yazı Günlük Evrensel Gazetesi'nden alınmıştır...

* Bu bir editöryal haberdir.

Önceki Haber *EMEK PARTİSİ : Mücadeleyi büyütelim...
Benzer Haberler