HAYAT BAYRAM OLSA...

HAYAT BAYRAM OLSA...

Birol KESKİN yazdı...
[email protected]

Bir ülkenin hafızasını anlamak istiyorsanız, bazen yasakladıklarına bakmanız yeterlidir. Türkiye’nin yakın geçmişinde yasaklanan şeyler arasında sadece kitaplar, gazeteler ya da düşünceler yoktu. Şarkılar da vardı. Evet, bu ülkede bir dönem şarkılar yasaklandı...

Şenay bir şarkı söyledi: Hayat Bayram Olsa. “Keşke hayat bayram olsa, herkes eşit olsa…” Bugünden bakınca bir çocuk masumiyeti kadar sade, bir insan duası kadar temiz. Ama o günün Türkiye’sinde bu sözler “sakıncalıydı.” Çünkü eşitlik, bir temenniden çok bir tehdit olarak algılanıyordu...

Yıllar sonra Bulutsuzluk Özlemi bir şarkı yaptı: Güneye Giderken. İçinde bir dize vardı: “Soldan güneş yükseliyordu…” Bir şiirsel imgeydi belki. Ama o yıllarda kelimeler masum değildi. “Sol” kelimesi bir yön değil, bir suçtu neredeyse. O yüzden güneşin bile nereden doğduğuna dikkat edilirdi bu ülkede...

Bu tabloyu bugün hatırladığımızda çoğumuz gülümsüyoruz. “Abartmışlar” diyoruz. “Ne kadar anlamsız korkularmış…” Ama durup biraz düşününce, o dönem verilen mücadelenin büyüklüğü ile bugünün gerçekliği arasındaki uçurum daha çarpıcı hale geliyor. Çünkü o yıllarda büyük bir tehdit olarak sunulan “komünizm”, bugün Türkiye’nin toplumsal gerçekliğinde belirleyici bir unsur değil. Ama buna rağmen, insanların hayatında adalet duygusunun zedelendiği, hukuka olan güvenin sarsıldığı, mülkiyet hakkının tartışmalı hale geldiği bir tabloyla karşı karşıyayız...

Bugün birileri çıkıp şunu söyleyebiliyor: “Biz komünizm gelmesin diye çok uğraştık… Ama bugün yaşadıklarımız ondan beter.” Bu cümle elbette bir ideolojik analiz değil; bir hayal kırıklığının ifadesi. Ama yine de önemli bir soruyu içinde barındırıyor: Gerçekten neyle mücadele ettik?

Bir sabah kapı çalınıyor. Bir insan gözaltına alınıyor. Ortada güçlü, ikna edici bir delil yok belki. Ama süreç başlıyor. Ve sadece o kişi değil, ailesi de etkileniyor. Geçmişten bugüne biriktirilmiş ne varsa, bir anda güvencesiz hale geliyor...

Bu tabloyu açıklamak için artık “sağ” ya da “sol” kavramları yetmiyor. Çünkü mesele ideolojilerin ötesinde bir yere taşınmış durumda. Mesele, hukuk devletinin kendisi. Bir ülkede insanlar yarın ne olacağını bilmiyorsa, haklarının korunacağına güvenmiyorsa, eşitlik bir tehdit, adalet ise bir istisna gibi algılanıyorsa.Orada geçmişte hangi ideolojiyle mücadele edildiğinin çok da bir anlamı kalmıyor...

Belki de en büyük ironi burada saklı: Bir zamanlar “eşitlik” kelimesinden korkan bir ülke, bugün eşitsizliğin yarattığı güvensizlikle yüzleşiyor. Bir zamanlar “soldan doğan güneşten” rahatsız olanlar, bugün karanlığın sıradanlaştığı bir düzene uyanıyor. Ve yıllar önce yasaklanan o şarkılar, bugünü anlatan birer belge gibi yeniden karşımıza çıkıyor...

“Keşke hayat bayram olsa…” Bir dilek olarak kaldı. Bir şarkı olarak susturulmak istendi. Ama bir gerçek olarak hâlâ gerçekleşmedi.

Hey gidi hey…

Yalan dünya...

* Bu bir editöryal haberdir.

Önceki Haber Dalından Koparılan Çocukluk...
Benzer Haberler