Medyanın savaş çığırtkanlığı…

Medyanın savaş çığırtkanlığı…

KADİR ÇELİK Yazdı...

Günümüz küresel siyaset sahnesinde medya, yalnızca olup biteni aktaran bir ayna değil, gerçekliği ideolojik çıkarlar doğrultusunda yeniden inşa eden paramiliter bir aygıta dönüşmüştür. Özellikle Orta Doğu gibi jeopolitik fay hatlarının kırılgan olduğu coğrafyalarda görsel basın, savaşı, şiddeti estetize ederek ya da dezenformasyonu bir silah gibi kullanarak kitleleri rasyonel bir barış zemininden koparmaktadır. Bilgi kirliliği ve manipülatif yayıncılık, savaşın yıkıcılığını bir "haklılık" yarışına indirgemekte; insanları etik bir duruştan ziyade, önceden kurgulanmış politik kampların neferi olmaya zorlamaktadır...

Bu sistematik manipülasyon süreci, toplumların vicdani muhakeme yeteneğini felç ederek "taraf tutma" mecburiyetini tek geçerli siyasal varoluş biçimi olarak sunmaktadır. Savaşın özündeki çıplak şiddet ve insanlık dışı doğası, medya aracılığıyla servis edilen stratejik analizlerin ve ideolojik anlatıların gölgesinde bırakılmaktadır...

Medya dili, evrensel insan hakları ve barış savunuculuğu yerine; "biz" ve "onlar" ikilemi besleyen, nefreti körükleyen ve şiddeti rasyonalize eden bir retorik üzerine inşa edilmektedir. Bu durum, toplumsal hafızayı kirletmekte ve barışçıl bir geleceğin inşasını imkansız hale getiren derin bir kutuplaşmayı kurumsallaştırmaktadır...

Politik kimliklerin ve hegemonik güç odaklarının çıkarları doğrultusunda şekillenen bu yayın ahlakı, insanlık onurunu siyasi manevraların nesnesi haline getirmektedir. Savaşın yarattığı yıkımı birer "istatistik" veya "stratejik kazanım" olarak pazarlayan bu yaklaşım, çocuklara bırakılacak tarihin sayfalarını kan ve yalana bulamaktadır. 
Barışın sesini bastıran bu devasa gürültülü propaganda makinesi, sadece bugünü değil, gelecekteki bir arada yaşama iradesini de yok etmektedir. Oysa gerçek entelektüel ve vicdani sorumluluk, dayatılan bu yapay saflaşmayı reddederek şiddetin her türlüsüne karşı amasız ve fakatsız bir barış paradigmasını savunmayı gerektirir...

Temel düzlemde, medyanın bu manipülatif kuşatmasını yarmak ve ideolojik prangalardan arınmış bir barış dilini inşa etmek, insanlığın varoluşsal bir zorunluluğudur. Şiddeti meşrulaştıran, ölümü kutsayan ve toplumları birbirine yabancılaştıran bu kirli enformasyon savaşına karşı verilecek en güçlü cevap; evrensel etik değerlere sadık, çocuklarımızın geleceğini merkeze alan ve siyasi ajandaların ötesine geçen bir barış savunuculuğudur...

Tarih, sadece kazananları değil, bu manipülasyon çağında insan kalmayı başarabilenleri ve şiddet sarmalına karşı onurlu bir duruş sergileyenleri gerçek anlamda yazacaktır...

* Bu bir editöryal haberdir.

Önceki Haber BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen'in annesi Ayşe Türkmen’den İşçilere çağrı...
Sonraki Haber *EMEK PARTİSİ : Mücadeleyi büyütelim...
Benzer Haberler