Sol Sosyalist Hassasiyet Üzerine...

Sol Sosyalist Hassasiyet Üzerine...

Haydar POLAT yazdı...

Burjuva devlet iktidarı koşullarında toplumsal düzenin azami kâr esasına göre şekillendirilmesi doğaldır. Bu düzenleme süreci, sermayenin yoğunlaşmasıyla birlikte en ileri aşamada tekelleşmeye varır. Marksist perspektiften bakıldığında toplumu belirleyen temel unsur, maddi üretim ilişkileridir. Burjuvazi, kendi sınıf egemenliğini sürdürmek ve güvence altına almak için yasama, yürütme, yargı ve basın aygıtlarını bu egemenlik doğrultusunda örgütler...

19. yüzyılın başlarından itibaren serbest rekabetçi biçimde gelişen kapitalist sistem, zamanla tekelci bir karakter kazanmış ve küresel ölçekte emperyalizm aşamasına ulaşmıştır. Günümüzde emperyalizm, tarihinin en saldırgan ve en yıkıcı evrelerinden birini yaşamaktadır. Uluslararası bir nitelik kazanan bu sistem, yalnızca ekonomik sömürüyle yetinmemekte; doğrudan askeri, siyasal ve ekolojik yıkımı da beraberinde getirmektedir...

Başta ABD emperyalizmi olmak üzere İngiltere ve Avrupa Birliği, gerek Ortadoğu’da gerek Ukrayna’da ve Latin Amerika coğrafyasında, stratejik ve değerli madenlere ulaşma amacıyla açık savaş politikaları yürütmektedir. Bu savaşların aktörleri, müdahale ettikleri coğrafyalarda halk sağlığını hiçe saymakta, doğayı tahrip etmekte ve kitlesel katliamlar pahasına hedeflerine ulaşmaya çalışmaktadır...

Bu noktada şu soruyu sormak kaçınılmazdır: Bizler sol sosyalistler olarak burjuva sisteminin koşullarını değiştirme yönünde yeterli çabayı gösteriyor muyuz? Teorik ve pratik mücadele arasında kurmamız gereken bağ ne ölçüde güçlüdür? Örneğin, Evrensel gazetesi gibi yayın organlarında akademisyenlerin ve köşe yazarlarının ürettiği analizleri gerçekten takip ediyor, tartışıyor ve mücadele alanlarımıza taşıyor muyuz?

Özellikle 1960’lı yıllar başta olmak üzere, sosyalist anavatan Sovyetler Birliği’nde yapılan ekonomik ve yönetsel hataların neler olduğu, bu hataların hangi geri dönüşlere yol açtığı ciddi biçimde ele alınmalıdır. Sosyalist deneyimlerin başarıları kadar başarısızlıkları da bilimsel bir açıklıkla incelenmediği sürece, tarihsel dersler mücadele pratiğine dönüştürülemez...

Sonuç olarak, bizler sol sosyalistler olarak geriye dönüşler konusunda yeterli hassasiyeti göstermez ve bu deneyimleri mücadele dünyamızda kullanamazsak, her zaman bir boşluğa düşme riskiyle karşı karşıya kalırız. Bu boşluk, kazanımlarımıza sahip çıkamamamıza yol açar. Tam da bu zemin üzerinde yeniden sahneye çıkan burjuvazi, elde edilmiş haklara ve kazanımlara kolaylıkla el koyabilir...

Bu nedenle sol sosyalist hassasiyet, yalnızca emperyalizme karşı öfke duymakla sınırlı değildir. Aynı zamanda tarihsel deneyimlere eleştirel yaklaşmayı, teorik donanımı güçlendirmeyi ve sınıf mücadelesini bilinçli bir süreklilik içinde örgütlemeyi zorunlu kılar...

Önceki Haber EMEK PARTİSİ : Rojava Rojava'lılarındır! Kaderini Kürtler tayin etmeli ve kuşatma kaldırılmalıdır...
Sonraki Haber TÜRKİYE’DE İSLAMCILIK!!
Benzer Haberler
Rastgele Oku