Türkiye’nin Kaderi Üzerine: Demokrasi, Emperyalizm ve Muhalefetin Sınavı...

Türkiye’nin Kaderi Üzerine: Demokrasi, Emperyalizm ve Muhalefetin Sınavı...

Birol KESKİN'den önemli bir yazı...
[email protected]

Türkiye bugün tarihsel bir kırılma noktasındadır. Ülkenin temel meselesi ne yalnızca belirli bir örgüt, ne bir siyasi figür, ne de geçici ittifak tartışmalarıdır. Sorun, bütünüyle daha derin bir yere uzanıyor: emperyalist düzenin Türkiye’yi yeniden şekillendirme çabası...

Tıpkı Osmanlı’nın son dönemlerinde olduğu gibi Türkiye tekrar bir küresel dizayn masasının ortasına konmak isteniyor. Dün Sevr ile dayatılan bölünme, bugün farklı aktörlerle, farklı söylemlerle ama aynı hedeflerle gündeme getiriliyor. Demokrasi, özgürlük, çözüm gibi kavramlar; emperyalizmin Ortadoğu’da onlarca kez kullandığı vitrin sözlerinden ibarettir...

Bu noktada çok kritik bir gerçeğin altını çizmek gerekir : Demokrasi dışarıdan ithal edilemez...

Demokrasi, yabancı orduların postallarıyla gelmez. Özel temsilcilerin ziyaretleriyle, büyük güçlerin baskılarıyla, masa başında çizilen haritalarla asla kurulamaz. Eğer demokrasi dışarıdan getirilebilseydi, bugün Irak ve Suriye özgürlüğün merkezleri olurdu. Oysa tablo tam tersidir:
Amerikan müdahaleleri milyonları yerinden etmiş, şehirleri yıkmış, bölgeyi bir yüzyıllık kaosa mahkûm etmiştir...

Bağdat da Şam da bugün demokrasiyle değil, emperyalist bir yıkımın sonuçlarıyla anılıyor. Dolayısıyla Türkiye’ye yönelik her dış müdahale, bu coğrafyada defalarca denenmiş ve halkları felakete sürüklemiş projelerin bir tekrarından ibarettir. Türkiye’nin demokrasi mücadelesi ancak içeriden, halkın kendi örgütlü iradesiyle, sınıfsal ve hukuksal bir dönüşümle yükselebilir...

Bugün Türkiye’de yaşanan tablo, kimlik siyaseti üzerinden yürütülen baskıların gerçek amacını gösteriyor. DEM Parti’li belediye başkanlarının kayyuma devredilmesi hâlâ büyük bir utançtır; ancak bugün daha vahim bir durum vardır: En son 16 Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanı, hiçbir somut suçlama olmadan, tamamen siyasi gerekçelerle tutuklanmış durumdadır...

Sorgusuz ve sualsiz bir şekilde içeride tutulmaktadırlar. Bu tablo, iktidarın artık sadece belli kimliklere değil, tüm demokratik iradeye savaş açtığını gösteriyor. Mücadele artık bir kimlik meselesi değil, demokrasiye kast eden hukuksuz bir düzene karşı toplumsal bir mücadeledir...

Bir diğer çarpıcı çelişki de göz ardı edilmemelidir:
Dün Abdullah Öcalan’a “bebek katili” diyenler, bugün onun ayağına giderek “demokrasi inşa ediyoruz” pozları veriyor. Bu tutum yalnızca siyasi bir tutarsızlık değil; ülkeyi çıkmaz bir sokağa sürükleyen, günü kurtarmaya oynayan bir stratejidir. Bu sahte gösterilere kanmamak gerekir...

Türkiye’nin demokratikleşmesi için Doğu’daki feodal ağalık düzeninin, tarikat ve aşiret ilişkilerinin tasfiye edilmesi; Batı’daki oligarklaşmış sermaye düzeninin sınırlandırılması; hukukun üstünlüğünün yeniden inşaası şarttır. Halkların el ele verdiği bir ortak mücadele olmadan ne barış gelir ne demokrasi...

Tam da bu noktada, Cumhuriyet Halk Partisi’nin İmralı’ya gitmeme kararı tarihsel ve ilkesel olarak son derece önemlidir. CHP, geçmişte defalarca hedef alınmış, sağ cenah tarafından kriminalize edilmiş ve “DEM Parti ile iş birliği yapıyorlar” propagandasıyla linç edilmiştir. Bugün ise aynı çevreler “neden gitmediniz?” diyerek tepki gösteriyor. Oysa CHP’nin kararı, partinin tarihsel çizgisiyle uyumlu, dik ve ilkesel bir duruştur...

Demokrasi; terörle, kapalı kapılar ardındaki pazarlıklarla, göstermelik ziyaretlerle değil, milletin iradesiyle, şeffaflıkla, hukukla ve halkların eşit yurttaşlık temelinde buluşmasıyla kurulabilir. Türkiye’nin geleceği de ancak bu ilkesel duruştan geçmektedir...

Türkiye’nin ihtiyacı, onurlu, bağımsız, dik duran bir siyasi iradedir. Hukukun işlediği, insan haklarının güvence altında olduğu bir Türkiye; emperyalizmin oyun alanı değil, kendi halkının iradesiyle yol alan bir Türkiye; hem Türkiye’ye hem Avrupa’ya hem de tüm dünyaya gereklidir...

* Bu bir editöryal haberdir.

Önceki Haber Duvarı Aşamayan Muhalefet: CHP'nin İçsel ve Dışsal Çıkmazı...
Sonraki Haber Güç Çatırdıyor: Erdoğan Rejiminde İçeriden Gelen Tehlike...
Benzer Haberler
Rastgele Oku